Kıyafet Alma, Donanım Al!

Üniversite eğitimimin son zamanlarında tüm dünyanın da odaklandığı konu olan sürdürülebilirlik kavramının içerisinde buldum kendimi. Doğal olarak da buna dair bireysel, toplumsal ve hükümetsel hedefler başlığı altında birtakım makalelere rastladım. Açıkçası bu makalelerden kendi ilgi alanlarımdan bir tanesi olan tasarım açısından çıkarım elde edebilmek adına genel sürece göz atma fırsatımın olduğunu söyleyebilirim. Bu noktada karşıma oldukça yaygın olarak “Antroposen” kelimesi çıktı. Dürüst olmak gerekirse son aylardaki yönelimim dışında bu kelimeye çok denk gelmemiştim. Anlam bakımından bu kavram genel olarak içerisinde yer aldığımız dönemi belirtmeye yönelik. Ancak tabi ki de diğer dönemler gibi Antropose’nin de birden fazla bakış açısıyla yorumlandığını düşünmekteyim. Yakın bir dönemde Nature dergisindeki makalesinde Antroposen’i tekrardan gündeme getiren isimlerden birisi olan Paul Crutzen’i temel alarak bu dönemi kısa ve tatlı bir şekilde açıklamak niyetindeyim. 

Paul Crutzen’e göre aslında bu dönem içerisinde bulunduğumuz aşağı yukarı son 300 yılı kapsamakta olan, sanayi devriminin başlangıcından günümüze kadarki dönemi bizlere tanımlamaktadır. Crutzen açısından bu dönem insanoğlunun içerisinde yer aldığı Holosen dönemini, sanayi devriminden dolayı elde etmiş olduğu bilimsel gelişmeler sayesinde artık geride bıraktığı ve global anlamda temel belirleyici unsur konumuna geçtiği dönem olarak görülmektedir. 

Günümüzdeki üretilmekte ve geliştirilmekte olan teknolojiler 300 yıl önce başlamış olan bu dönemin sonuçlarından bir tanesidir. Günümüzde teknoloji kendisini parabolik bir hızda geliştirmektedir ve modern yaşantımızın temelinde yer almaktadır. Teknolojik gelişmeler beraberinde dijitalleşmeye imkân sağlamış ve modern yaşantımızın büyük bir bölümünü kaplamıştır. Tabi ki dijitalleşmeyle beraber de iş yaşantımız, hobilerimiz ve ihtiyaçlarımız gibi alanlarda var olan engellere karşı pratik çözüm imkânı sunmuş ve modern yaşamın oluşmasına büyük bir oranda katkı sağlamıştır.

Günümüzde dijitalleşmenin etkileri tasarımsal alanda düşünülünce, geçmişe kıyasla çok daha net görülebilmekte. Tasarımsal birçok unsur dijital ortama işlenmeye başlandı. Tabi ki de bu başlangıcın getirmiş olduğu pozitif etkiler bulunmaktadır. Örnek olarak taşınılabilirlik, hassaslık, kollektif çalışma ve hızlı üretim imkânı bunlardan birkaçıdır. Bu etkiler göz önünde bulundurulduğu zaman genel olarak tasarımcılar açısından birtakım engellerin ortadan kalktığına ve daha da özgür bir hale büründüğüne dair bir görüşe sahip olmak oldukça muhtemeldir. Dijitalleşmenin tasarımsal alandaki yerine baktığımız zamanda ise gördüğümüz birçok ortak görüşlerden de bir tanesidir bu özgürleşme.

Tasarımsal olarak özgürleşme söz edildiğinde tasarımcı açısından dijitalleşmenin sağlamış olduğu imkanları kullanılarak geçmişte çekinilen bazı kararların artık çok daha rahat uygulanması ve tercih edilmesi akıllara gelmektedir. Tasarımın mimari alanında daha çok tecrübem olduğu için bu alanda bir örnek vermek gerekirse son yıllarda yapılan ya da yapılmakta olan yapılarda klasik düz hatlardan çok daha eğrisel hatlar, formlar ve hacimler içermesi bu durum rahatça anlamamıza yardımcı olacaktır. Ya da fabrikasyon süreçlerinde geçmişle kıyasla çok daha hızlı ve hassas kesme, yapıştırma ve kopyalama işlemleri tasarımcılar açısından özgürleşmeye neden olabilecek en basit hamlelerdir. Bu anlamda teknoloji ilerledikçe çok daha kompleks yöntemlerde karşımıza çıkmaktadır. Benim temel endişem ise bu açığa çıkmakta olan kompleks yöntemlere olan ulaşılabilirliğimizdir. Kişisel olarak içerisinde bulunduğumuz dönemde ulaşılabilirliğin az olduğunu düşünmekteyim. Bunun temel nedeni olarak donanımsal eksikliklerin ön planda olduğunu düşünüyorum ve gelecek içinse bu durumun daha da artacağı endişesi içerisindeyim.

Dijitalleşmenin tasarımsal alanda getirmiş olduğu bu özgürleşme konusunda özelliklede günümüz şartlarında açıkçası çok emin değilim. Daha öncede bahsetmiş olduğum gibi teknolojinin gelişme hızı ivmeli bir şekilde artmaktadır. Haliyle elde var olan teknolojik ürünün kullanım uzunluğu da bir o kadar kısalmaktadır. Bununla beraber üretilen yeni ürünlerin maliyetleri de teknolojinin artış hızıyla doğru orantılı artmaktadır. Bu durum tasarımsal alanda her gelişmeyle beraber özgürleşme ihtimalini arttırsa da mali açıdan kullanıcılara zarar vermektedir. Doğal olarak da donanımsal eksikliklere neden olmaktadır. Cevabını bilemiyorum ama donanımsal anlamda var olan eksiklikler dijitalleşmenin hakim olduğu dönemde tasarımcıları nasıl özgürleştirebilir ki? Örnek olarak Refik Anadol’un geçtiğimiz yaz aylarında tanesini – o zamanki piyasa şartlarında – 75 bin TL’ye quadro ekran kartlarını satın almıştır. Bu kartların teknolojinin gelişim hızına bağlı olarak ortalama 4 ile 7 yıla kadar diğer kullanıcılar tarafından ömrü biçilmiştir. Buna benzer bir donanım 20 yıl önce ve o dönemin standartlarında yapılmış olduğunu varsayarsak tabi ki benzer performansı görmemiz imkansız ama çok daha ucuz bir fiyata çok daha uzun süre idare edebilecek potansiyelde donanımı olacağı aşikardır. Kısacası teknoloji gelişmekte, donanım performansları artmakta, haliyle fiyatlarda uçmakta ancak kullanım süresi oldukça azalmaktadır. Korkarım ki bu iki uç arasındaki açıklıkta gitgide büyümektedir.

Tamam da neden;

İnsanlık dijitalleşme alanına odaklanmaya devam ettikçe teknolojik gelişme hızı ve maliyetler artarken maalesef ki üretilen ürün performans süresi istenilen seviyede olması talep miktarından, dijital dünyanın sunduğu yeni fırsatlardan ve pandemi sürecinden dolayı zor gözükmektedir. 20 yıl öncesine kadar gidildiğinde bilgisayar donanımına olan talebin günümüzdekine kıyasla oldukça az olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca yine eski yıllara baktığımızda insanlığın dijitalleşmeye olan odağının günümüzdekine kıyasla çok daha az olduğu çok açıktır. Bu odaklanmayla beraber dijital alanda yeni ihtimaller açığa çıkmıştır. İnsanlar artık dijital ortamdan sosyalleşmekte, çalışmakta, para kazanmakta ve hatta besin ihtiyaçlarını bile karşılamaktadır. Bu durum haliyle donanıma karşı olan talepleri arttırmaktadır. Doğal olarak bu durumda mali açıdan herkesi olumsuz etkilemektedir.

Bitcoin kavramı son 10 yıl içerisinde karşımıza çıkmıştır. Gerçek hayatta sahip olunan paranın dijital evrene taşınmasındaki en yaygın simgelerden bir tanesidir ve gün geçtikçe finansal değerini, popülaritesini oldukça arttırmaktadır. Haliyle insanlar bu sanal para birimini elde etmek adına birtakım yöntemlere başvurmuştur. Bunlardan birisi de Bitcoin Mining’i olarak adlandırılan kazanç yöntemi. Bu işlem için güçlü bir ekran kartına sahip olunması gerektiğinden bu donanıma olan artan talep mali açıdan tüketicileri son yıllarda oldukça zorlanmaya başlamıştır. 

Donanımsal cihazların gelişimi hakkında bahsetmiş olduğum yönelimlere önceden fikir sahibi olabilme şansımız olmasına rağmen herkes içinde bir sürpriz olan pandemi süreci de ayrıca bu alanda etkilerini göstermiş durumdadır. Pandemi sebebiyle oluşan üretimdeki aksaklıklar birçok stokların tükenmesine neden olmaktadır. Günümüz standartlarında eğer özel bir şirket sahibi değilseniz veya çeşitli kilit noktalarda tanıdıklarınız yok ise birçok donanıma ulaşmanız imkânsız denebilir. Dolayısıyla var olan koşullarda ve gelecekte donanımsızlığın yeni ve muhtemel problemimiz olarak gözükmekte olacağını düşünüyorum. 

Crutzen’e göre içinde bulunduğumuz dünya, insanı baz alarak şekillenmekteydi. Ancak dijitalleşmeyle artık insanoğlu kendi tasarladığı yeni dünyasına geçiş aşamasında. Birçok insani işlevin bu tasarlanmış dijital dünyada halledildiği bir periyotta donanımsız olmanın kıyafetsiz kalmaktan farklı bir yanı olmayacağını düşünmekteyim. Teknolojinin nimetlerinden yararlanabilmek için öncelikli olarak altyapıya sahip olunması gerektiği çok aşikardır. Bu nimetlerin ulaşılabilirliği, içinde yer aldığımız yeni dönemde sahip olacağımız özgürlük seviyesini belirleyecektir bence. Ulaşılabilirlik konusu hep problem olduğu sürece teknolojideki gelişmeler ve yenilikler bizler için her zaman olumlu sonuçlanmayabilir. 

YAZI Semihcan Esin/TEDÜ
semihcan.esin@tedu.edu.tr

GÖRSEL Beril Deren Şimşek/TEDÜ
bderen.simsek@tedu.edu.tr

0