Yılan Oyunu ve Dijital Kültür

Yılan oyununda en yüksek skorunuz kaçtı? Skoru değil ama defalarca baştan oynadığınız zamanları hatırladınız. Oldukça sade bir temaya sahip olmasına rağmen her yaştan insanı telefon ekranına çekmeyi başaran Yılan Oyunu, belki de mobil oyunla tanıştığımız ilk oyundu. Telefonun yaygınlaşması ve küçülerek ceplere girmesinden sonra, telefon hayatımızın bir parçası haline geldi. Teknolojinin ilerlemesiyle de sürekli gelişen cep telefonları bir iletişim aracından daha fazlası oldu. 

Mobil oyun denince aklınıza gelen Candy Crush, Temple Run gibi oyunlar sahip olduğu gücü iki inçlik bir ekranda gezinen sürüngen animasyonuna borçlu. 2000’li yılların başlarında Nokia 3310 telefonuna yerleştirilmiş olarak karşıma çıkan Snake II oyununu 4-5 yaşlarında oynadığımı hatırlıyorum. Yediği her şeyle büyüyen bir yılanı sadece yukarı aşağı sağa ve sola doğru hareket ettirebiliyorsunuz. Kendine çarpınca ölüyor. Yılanın boyu uzadıkça ekranda manevra yapma zorluğu artıyor. Ona yardım edemezsiniz ama oynamaya devam edebilirsiniz. Basit bir kurguya sahip olduğu için bir hata yapınca bunu düzeltmek için tekrar oynama isteğine sürekli yenik düşüyorduk. Oyuna bağımlılığı besleyen ‘sadece bir oyun daha’ zihniyetini yaratan bir oyundu. 

Yılan kavramı, Gremlin tarafından geliştirilmiş Arcade Game: Blockade isimli bir oyundan esinlenilerek doğmuştur. İki oyuncu için tasarlanan oyunda ölmeden en uzun çizgiye sahip olan kazanıyordu. Nokia bunu bir telefon ekranına uygun hale getirdi ve kullanıcıyla buluşturdu. Dijital oyunla Atari ile tanışan insanlar Atari makinesi almak maliyetli olduğu için Atari salonlarına gidiyorlardı. Fakat 2000’lerde hayatımıza giren mobil oyun ile telefonlar eğlence araçları olarak farklı bir güç kazandı. O günlerden beri Yılan Oyunu sürekli gelişip yeni sürümlerini üretti. Hatta oyunun akıllı telefonun kamerasıyla birleştirilmiş ve artırılmış gerçeklik dokunuşuyla zenginleştirilmiş güncel bir versiyonu da mevcut. Artık oyuncular yılan olup gerçek hayattaki nesnelerin üzerinden geçerek elma yiyebiliyor. 

Dijital oyunun gelişimi sadece grafik tasarımı kalitesinin gelişmesiyle sınırlı kalmadı. Çok farklı alanlarda dijital oyunun etkisini görüyoruz. Sinema, televizyon, çizgi roman gibi diğer kültür ürünleri artık dijital oyunlar ile desteklenerek pazarlanmaktadır. Örneğin bir Marvel filmi ile karakterlerinin olduğu bir oyun yakın zamanlarda piyasaya sürülüyor ve dijital oyun film için reklam ve tanıtım niteliği taşıyor. 

Yakın zamanda Yılan Oyununun steganografi için kullanılabilecek bir ortam olduğuyla ilgili bir araştırma okumuştum. Ekranda rastgele beliren meyvelerin koordinatları kullanılarak bir şifreleme yapılabileceğini anlatıyordu. Bu kadar derine inmeye ve gizlemeye gelmeden önce oyunların görünen yüzünde farklı bir potansiyel var. İnternete sahip olan kullanıcıların %70’inden fazlası en çok online oyunlar ile vakit geçiriyor. Bu kullanım oranları dijital oyunlara yeni bir medya olma özelliği kazandırıyor. Birçok üretici firma için bir ürünün veya hizmetin reklamının yer alabileceği ve hedef kitleye ulaşabileceği bir pazarlama ortamı oluşturuyor. İnternet üzerinden oynanan online oyunlar kullanıcıya sosyalleşmek için de yeni bir alan yaratıyor. Dijital ortamda yarattıkları kişisel avatarları ile yepyeni dünyalar kurmaya olanak sağlamaktadır. Dijital oyunlar, görsel iletişim yönünün baskın olması sayesinde evrensel bir dile sahiptir. Bu özelliği birçok insanı bir araya getirme açısından çok önemli olmasıyla birlikte aynı zamanda dijital oyunu eğitim için kullanılmaya uygun hale getiriyor. Araştırma yaparken Yılan Oyunu’nun matematik işlemleri için yeniden kurgulanmış haline rastladım. Bunun gibi birçok dijital oyunun eğitim sektöründe daha aktif kullanılmasıyla  çocukların matematiği sevmesi ve derse olan ilgilerini canlı tutmaları sağlanabilir. 

Dijital oyunlar günümüzde hızlı yayılmasıyla bir korku oluşturmuş ve makalelerde sık sık bağımlılık yapması üzerinden eleştirilmiştir. Ancak bu sektörün sahip olduğu yeni medya potansiyelini görmezden gelerek yapıcı olmayan eleştiriler yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Dijital oyunlar, kullanıcılarını eğlendiren ve boş zamanlarını geçirten bir araç olmaktan çok daha fazlasıyla dijital kanallardaki eğlence olgusuna, sunduğu sosyal, ekonomik ve kültürel fırsatlarla deyim yerindeyse boyut atlatmaktadır. Teknolojinin de gelişmesiyle gittikçe daha önemli bir endüstri kolu olarak yeni iş imkanları yaratmaktadır. Dijital oyunun yolculuğunun büyük bir kısmına şahit olan bir nesil olarak, kullanıcı bilinci arttıkça nasıl bir yeni medya yaratma potansiyeli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

 

 

YAZI & GÖRSEL Hilal Güneş / TEDÜ
hilal.gunes@tedu.edu.tr

0