THE HAPPY FILM

Mühendislik, müzik, grafik tasarım, stil, tipografi, aşırıya kaçan mizah ve anarşizm…

Bu  kadar absürt kavramlarla kendinden söz ettirmeyi başaran tasarımcının hayatı sizde de merak uyandırmıyor mu?

Tanışmam gereken en doğru zamanda karşılaştım galiba kendisiyle. Zorlu’da gerçekleşen Brand Week Design sayesinde dinleme şansı da yakaladığım Stefan Sagmeister; konuşmasında tasarımın “güzellik” kavramıyla hayatımızda nasıl var olduğundan bahsetti. Hatta öyle bir bahsetti ki; bence yarattığı dünyanın bambaşka bir enerjisi olduğu konusunda salondaki herkes hemfikirdi. Sizi, hakkında daha fazla bilmek için çekip içine alıyordu adeta.

Başarılı bir hayat demenin bile tam anlamıyla yeterli olamayacağı bir hikaye..

 

Hikayeye lise sıralarından başlayacağım. Avusturya’nın Brezeg kasabasında doğan Sagmesiter, liseyi bitirdikten sonra yerel bir mühendislik fakültesinde eğitim görmüş önce. Aslında tam da bu süreçte başlamış içindeki tasarım kıpırtıları. Alphorn Dergisi için hazırladığı görselleri düzenlediği süreçte mühendisliğin aslında ona göre olmadığını fark etmiş. Üslubundaki vuruculuk ve muhalif dilin tohumları tam da bu senelerde yeşermeye başlamış. Bir süre sonra kuralların dışına çıkmaya başlayan Sagmeister, eğitimini yarıda bırakarak; Viyana Uygulamalı Sanatlar Üniversitesi’nin Grafik Bölümü’ne geçmiş. Bölümü birincilikle bitiren tasarımcı, Viyana şehri tarafından 1000 dolarlık ödülle onurlandırılmış. Ardından, Fulbright bursunu kazanarak New York Pratt Institude’de okuma fırsatını elde etmiş ve master derecesiyle mezun olmuş.

 

New York’ta eğitim gördüğü süreçte işlerinin en baskın özelliği olan “mizah’’ üzerine yoğunlaşan Sagmeister, o dönemde kız arkadaşının “Maliyeti 1 doları geçmeyecek kartvizitler tasarlayabilir misin?’’ sorusuna 1 dolar üzerine bastırdığı kartvizitlerle cevap vermiş mesela.

 

Amerika’da geçirdiği üç senenin ardından, önce askerlik dönemi süresince Avusturya’da, hemen ardından ise grafik tasarımcısı olarak kısa bir süre için Hong Kong’ta bulunmuş. Hayatın bazen bize yaptığı şakalar, sürprizler ya da çoğu zaman hayallerimiz ve tutkularımız, bizleri hep yollara sürükler ya hani; Sagmeister’da tutkularının peşinden gitmiş dünyanın dört bir yanına. Hong Kong’tan ayrılmasının sebebi ise “4As Reklam Ödülleri’’ için tasarladığı afiş içeriğinin aşırıya kaçan mizah anlaşıymış. Oradaki stüdyonun kapanmasına sebep olan bu olayın ardından, Paris’e taşınma kararı almış. Artık birtakım tecrübelerin de verdiği cesaretle – bu noktada kendi kahramanım için çalışacağım diye bahseder; Hong Kong’taki patronu Tibor Kalman için – üç kişiden oluşan; kendinin dışında, bir tasarımcı ve bir stajyer ile; Sagmeister Inc. ‘i kurmuş.

 

Öğrencilik sıralarında bir dönem müzikle uğraşan tasarımcı -hatta kendi tabiriyle o sıralar kötü müzik yapan bir grubun üyesiymiş- müziğe olan ilgisini grafik tasarım ve mizah anlayışıyla harmanlayarak album,  ambalaj ve grafik tasarımlarına girişmiş. Zaten Sagmeister Inc.’in en birincil tasarım hedefi de bu noktadan ilerlemekmiş. O dönemler şirketin mottosu olarak “Stay small, dream big!’’ belirlenmiş adeta. Zaten posterlerindeki çarpıcı dil ve düşünceyi tetikleyici grafik ögeler kısa süre içerisinde ilgi çekici bulunmuş ve 1993’ten bu yana Rolling Stones, David Byrne, Lou Reed, Aerosmith, Pat Metheny gibi daha bir çok isim için tasarımlar yapılmış.

Çalışma stili olarak albüm kapaklarında ve Sagmeister Inc. sürecinde ürettiği posterlerde bulduğu etkili ve orjinal fikirler, tasarımcının kavramsal düşünme yeteneğinin ne kadar güçlü olduğunun birer örnekleri. 1960’larda yükselişe geçen ve fikir sanatı olarak da bilinen bu kavramın en güzel örneklerini veren tasarımcı, aslında “barındırması gerektiği’’ düşünülen kriterlerin kaygısını güderek fikir üretmek yerine, geleneksel biçimlerin ötesinde düşünüp fikirlerini uygun malzemeler ile ifade etme amacı gütmüş.

 

“Made You Look’’ kitabı için tasarladığı kapak tasarımı, Sagmeister’ın kavramlarla nasıl dans ettiğinin sadece bir örneği. İzleyicinin karamsar, karmaşık, stresli ve dehşet içeren tasarımlarla uğraşmasını istemektedir. Kitabın kılıfındayken ve çıkartıldığında görülen renk ayrımı, yarattığı his değişimi ve tipografik tasarımından iç ve dış bükey halleriyle verdiği mesaj kitaba gerçekten “Baktırdım!’’ diyebilecek kadar başarılıdır.

 

https://sagmeisterwalsh.com/work/all/made-you-look/

 

Kitapta çalıştığı kendi el yazısından oluşan tipografi, tasarımla birlikte adeta tamamlayıcı bir işlev görmektedir. Hatta Sagmeister, günümüz fontlarının değişkenliğine karşı bütün tasarımlarında kendi el yazısını kullanır.

 

Sagmaister, tipografik çalışmalarıyla yaratmak istediği hissi şu şekilde aktarır;

“…insanları harekete geçirebilecek, eski şüpheleri ve bayatlamış düşünceleri değiştirebilecek bir yeteneğe sahip olabilecek, bir çeşit tipografiden söz etmek istiyorum. Bir çok film gördüm: beni harekete geçiren, bir çok kitap okudum. Bakış açımı değiştiren, bir çok müzik parçası dinledim: içinde bulunduğum duygu halini değiştiren. Her nasılsa, yalnızca bir parça tipografiden oluşmuş bir grafik tasarımın bana bu şekilde dokunduğunabildiğini hiç görmedim.”

(Typography-ex-02. 2011)

https://sagmeisterwalsh.com/work/all/aiga-new-orleans-jambalaya/

Hayal gücü ve el becerisi en üst noktaya ulaşan tasarımcının, beklenmedik ile realite arasında kurduğu bağdır aslında onu dikkat çekici kılan. Tasarım stiliyle ise eşit ölçüde sezgiye, oyuna ve monotonluğun üzerine çıkma arzusuna paralel olarak, göz ardı edilemeyecek sonuçlar doğurur. “AIGA’’ nın grafik sanatlar üzerine yazılarında, stil anlayışından “Lakap.” şeklinde bahseder. Yani hatırlanması… Bunu da çok absürt bir örnekle açıklamaya çalışır: “Stil=Osuruk.”

 

Sagmeister 2000 yılından itibaren deneysel çalışmalarına ağırlık vermeye başlamış. Son zamanlarda en çok bahsedilen, hatta Brand Week’teki konsefransında da değindiği çalışması, hayat dolu bi grafik tasarım serisidir. “Thing I’ve learned in my life so far’’ başlıklı; kendi günlüğüne aldığı notların 3D görselleştirilmesi  ile oluşan ve fotoğraflanarak onlar için en uygun dış mekanda, billboardlar aracılığyla sunulan 10 deneysel tipografik tasarımdan oluşur.

 

2016 yılında ise bambaşka bir işe girişen tasarımcı “The Happy Film’’  adlı otobiyografik belgesel hazırlıyor. Kullanma tarihi kısa olan mutluluklarımızın peşine düşerken, başrol tabiki de tasarımcının elinde. Prömiyeri bahar 2016’da yapılan film ABD çevresinde festivalleri dolaşarak gösterimler yaptı ve nihayet tüm dünyada ulaşılabilir hale geldi.

http://www.thehappyfilm.org/

 

 

Redbull, Adobe, BMW, Jay-Z, The New York Times, Rhino Records gibi çok farklı skalalarda müşteriye tasarımlar üreten, kitapları yüzbinlerce satan ve dünyanın dört bir yanında sergiler açan Sagmeister’ın şuan New York’ta Jessica Walsh ile ortak  ve bünyesinde birlikte çalıştığı 14 kişilik bir ekiple birlikte kreatif üretim sağlayan  Sagmeister&Walsh adlı tasarım şirketine sahip.

 

Şiddetle tavsiye edilir; yazımın hemen ardından size web sitelerine tıklamaya davet ediyorum. Eminim ki siz de çok şaşıracaksınız. Zira web sitesi üzerinden 24 saat boyunca çalışma ortamlarını canlı yayınla bizlerle paylaşan başka bir tasarım stüdyosu daha gördüğünüzü hiç sanmıyorum.

ve

They probably eat avocado more than we do J

 

https://sagmeisterwalsh.com/

 

YAZI ve GÖRSEL Gizem Begüm Boylu

gizembegumboylu@gmail.com

0