TENİS İLE SPOR MİMARİSİNE BAKIŞ

Spor, günümüzde yükselen değerlerden biri olarak karşımıza çıkıyor ve bununla birlikte spor dallarından biri olan tenis gün geçtikçe popülerliğini artırıyor. Diğer bir deyişle, tenis kavram ve teknik olarak bu yükselişte temelini sağlam atmış bir spor dalı. Mimarlığın her alanla olan bağlantısı düşünüldüğünde de tenisin sağlam adımlarla yükselmesindeki katkısını görmezden gelemeyiz. En basit anlamda düşünüldüğünde bile açı, algı, doku, dış etmenler gibi mimarlığı fazlasıyla ilgilendiren kavramlar tenis sporunun en temel elemanları olduğu açıktır. Bu kez elimizdeki bir raketten başlayarak dokuya, algıya, tasarıma değinerek geniş çerçevede spor mimarisini gözden geçireceğiz.

Mimarlığın temelinde yatan tasarım fikrinin ne kadar farklı duraklara uğradığını en ilginç şekilde gösterir tenis raketleri. Burada tarihin tozlu sayfalarından ahşap ile başlayıp şimdiki alüminyuma kadar uzanan bir süreçte teknolojinin etkisinden de kolaylıkla bahsedebiliriz. Daha iyiye ulaşmak için raket tasarımında meydana gelen form farklılaşmasını da kolaylıkla mimarlığın zamanla gelişen ve değişen tasarım fikirlerine benzetebiliriz. Raket üretimde sondaj ve zımpara işlemlerinin ardından gelen tel çekme adımı bile fazlasıyla varyasyonu içinde barındırıyor. Bir raket yapımda bu şekilde ortaya çıkan farklı tasarım fikirler devamında da birçok ilişkiyi beraberinde getiriyor. Raketin mekânla yani kortta olan ilişkisini incelemek, aynı diğer basamaklar gibi mimarlığın alanına giriyor. Tenis konusu düşünüldüğünde günümüzde çoğu kort tasarımında bölge ve beraberindeki etmenler (sıcaklık, rüzgâr, rakım gibi) oldukça detaylı bir şekilde değerlendiriyor. Böylece raket ve kort arasındaki ilişkisinde değişen faktörlere bağlı olarak varyasyonlar ortaya çıkıyor. Bu çeşitlilik, kort ve yapı arasındaki ilişkiler incelendiğinde mekânsal seviyeye daha kolay taşınabiliyor. Birkaç kortun yanında bulunan yapılar görsel ilişkiler dikkatli bir şekilde göz önünde bulundurularak tasarlanıyor.

Türk Mimarlık Tarihi için önemli spor yapılarından olan Ankara Tenis Kulübü binası bunun en güzel örneklerinden biri olabilir. Kortlara paralel olarak yerleştirilen kulüp binasında kırık çatı yaklaşımıyla mekân kazancına gidilmiş. Bu sayede tenis için önemli etkenlerden olan gölgeler için minimum seviyede etki alanı bırakılmış. Özellikle dış ve iç rampalar ile kortlar arasındaki dolaşımda benzer ilişkiler yakalanmaya çalışılmış ve bu mekânsal uyumun yakalanmasında kolaylık sağlamış. Bu sebeple, bir rakete göre büyük ama diğer spor komplekslerine bakıldığında küçük ölçekte çalışan Ankara Tenis Kulübü spor mimarisinin en önemli örneklerinden biri olmaya devam edecektir.

Ankara Tenis Kulübü gibi deneyimleme fırsatı bulduğum bir diğer spor kompleksi ise Garanti Koza Arena’dır. Burası ATK’dan farklı olarak çok daha büyük ölçekte çalışılmış bir tasarımdır ve düzen, ilişki açısından değerlendirildiğinde en iyi örneklerden biridir. Özellikle mekânların ilişkisinde hiyerarşi çok iyi yakalanmıştır ve doğru topografya kullanımıyla mekânlar (kortlar) arası geçişte akıcılık göze çarpan ilk unsurdur. Bu yapısal kompozisyonla ilgili eleştirebileceğim tek nokta şudur; kompleksin bölgesel olarak yanlış bir alana yapıldığını düşünüyorum. Rüzgâr ve ses faktörlerinin devre dışı bırakılamaması bunun en büyük göstergesidir. Yine de yapılacak olan diğer yapılar için çok iyi bir örnek teşkil etmeye devam ediyor.

Bir rakette oluşabilecek varyasyonlarla başlayıp, mekân ilişkisine kadar konuşabildiğimiz ortamı sağlayan şeydir mimarlığın ta kendisi. Asla tek başına bir bina olarak değerlendirilemez. Son olarak, kendimize tenis üzerinden yol açarak spor mimarisinde az ama öz de olsa örnekleri ve barındırdıkları ilişkileri ilerisi için ufkumuzu genişletecek oluşumlar olarak görmekte fayda olacaktır.

YAZI Ufuk Uğurlar /TEDÜ
ufuk.ugurlar@tedu.edu.tr

GÖRSEL Sezen Baygün /TEDÜ
sezen.baygun@tedu.edu.tr

0