Tasarımda Zaman Faktörü

Son yıllarda eskiye göre çok daha sık organize edilen tasarım pazarı etkinlikleri, bizler gibi birçok insan için boş zamanlarda yapılabilecek keyifli aktivitelerden bir tanesi. Bu işe karşı profesyonel olarak yaklaşıp buradan kar elde etmeyi amaçlayandan, tamamen boş vakit eğlencesi olarak görüp hobi olarak bu işi yapan birçok tasarımcının ürünleri bu pazarlarda sergilenmekte. Bu ürünleri görüp deneyimlemek, bu tasarımları birbirleriyle kıyaslamamı ve sorgulamamı sağladı. Sorgulamamın büyük bir bölümünde bu tasarımcıların tasarımlarını etkileyen faktörler üzerine yöneldim. Aslında düşününce bu konu gerçekten çok geniş bir alanı kapsamakta ve sayısızca neden sayılabilmektedir. Ancak “Türkler son dakikayı sever.” sözüyle de anlaşılacağı üzere zamanın kısıtlanmasıyla olan imtihanımıza odaklanmanın mantıklı olabileceğini ve zaman kısıtlamasının her türlü tasarımcının ürününü negatif ve pozitif anlamda etkileyebileceğine bu yazımda değinmek istiyorum.

Şunu fark ettim ki, ister istemez bu işi profesyonel yapmakta olan tasarımcıların ürünleri, diğer tasarımcıların ürünleriyle sert bir şekilde kıyaslanmakta ve tasarımsal anlamda birçok yönden beklenti içinde olunmakta. İşin içerisinde kar amacı da olunca haliyle belli ürün teslim tarihleri, tasarımcının çalışması gereken zaman aralığını belirlemektedir. Bu da tasarımını doğrudan biçimlendiriyor. Açıkçası bu durumun pozitif ya da negatifliğinin tasarımcıdan tasarımcıya değiştiğini düşünüyorum. Konmuş olan zaman kısıtlaması bazen tasarımdaki odaklanılmaması gereken kısımların görülmemesini sağlayıp, tasarımcıya daha doğru kararlar aldırabildiğini düşünmekteyim. Gerçeği söylemek gerekirse bu durumu, tasarım sürecimde zamanı olabildiğince esnek tuttuğumdan dolayı yaşamış olduğum hatalardan birisi olarak görüyorum. Ayrıca bu durumun beni ruhsal ve zihinsel anlamda zamanla oldukça yorduğunu fark ettim. Olaya birazcık daha farklı açıdan bakarak, bu kısıtlamanın tasarımcıyı negatif yönde etkileyebileceğini söylemek de isterim. Çünkü zaman kısıtlaması içerisinde yaşanan stres miktarının bireyden bireye değişmektedir. Bu miktarın da tasarımcının üretim verimini oldukça düşürebileceğini, ayrıca potansiyeli artabilecek bir tasarımın, o anki fırsatları kullanamamasıyla sonuçlanacağını düşünüyorum.

Duruma birazcık da tersten yani herhangi bir zaman kısıtlaması olmayan, aksine boş zamanlarını hobi amaçlı çeşitli tasarımlar üretmekte olan kendi halindeki tasarımcıların perspektifinden bakalım. Elimizde sınırsız bir zaman dilimi olduğu için en başta herhangi bir kaygı ve stres yaşanmayacağını ön görebilmekteyiz. Bu durum aslında, tasarımın komplekslik bakımından olabildiğince zengin olabilmesi fırsatını sunmaktadır. Ancak bu fırsatlar yanlarında bazı riskleri de teşkil etmektedir. Bu sınırsız süre içerisinde birçok ayrıntı düşünülürken, bir yerden sonra bu detayların zamanla yaratabileceği anlık çelişki algısı, tasarımı en başa götürebilir ve bu esnada zaman hoyratça kullanılmış olabilir. Haliyle bu da tasarımcıların yaratıcılığını ve moralini etkiler. Tüm bunların yanında bu kısıtlamanın olmayışı kişiler bazında çeşitli motivasyon kaybı ve disiplinsizlikleri açığa çıkarabilir. Sonuç olarak tüm bunlar ürünü doğrudan etkileyebilir.

Çoğu tasarım öğrencisi gibi ben de zaman kısıtlamasıyla oldukça fazla boğuşmaktayım. Hatta zamanın akışını durdurmak gibi çeşitli yeteneklerimin olduğunu zaman zaman hayal ettiğim oldu. Ancak zaman kısıtlaması üzerine biraz düşünüp, çeşitli araştırmalar ve tavsiyeler alınca aslında bu kısıtlamanın negatif etkisinden çok kendim için olumlu bir faktör olduğuna karar verdim. Kendimi bu işin dışında tutup genel bir değerlendirme yapmam gerekirse, zaman faktörünün kişiyi nasıl etkileyeceğini tamamen kişinin kendisinin belirleyeceğini düşünmekteyim.

 

YAZI Semihcan Esin/TEDÜ
semihcan.esin@tedu.edu.tr

GÖRSEL  Aysu Kaynak/TEDÜ
aysu.kaynak@tedu.edu.tr

0