SENİN HİKAYEN NE?

Hep istediğim Eramus tecrübesine sonunda Krakow ile kavuşmuştum. Bu sonbahar dönemi Politechnika Krakowska’da eğitimimi tamamlayıp döndüm. Muazzam bir serüven oldu benim için. İlk defa bu kadar uzun süreli Ankara dışında, ailem ve arkadaşlarımdan uzakta var oldum. Benim için bambaşka bir deneyim oldu. Dünyanın dört bir yanından insanlarla yan yana aynı ortamlarda bulunabilmek gerçekten çoğu insanın kaçırmaması gereken bir fırsat. Bununla birlikte mimarlık eğitimi özelinde, farklı bir atmosfer içinde olabildiğim için de şanslıydım. Biliyoruz ki üniversitelerin mimarlık eğitimi birbirinden farklılık gösterebiliyor. Türkiye’deki örneklere az buz aşinaydım. Ancak yurtdışının nasıl olduğuna dair pek bir bilgiye sahip değildim. PK ile bizzat gördüm, yaşadım farklılığı. Stüdyo işleyişi kesinlikle çok daha farklı. Birden fazla proje seçeneği vardı ve her projeden de sorumlu hocalar birbirinden farklıydı. Farklı proje seçenekleri beni şaşırtmıştı çünkü kendi okulumda aynı dönemdeki herkes aynı proje üstünde çalışıyor, tek bir stüdyo dahilinde. Hatta çok aşina olduğumuz “jüri” değerlendirmesi de bizler için olmazsa olmaz. Gel gör ki, aldığım iki tane proje dersinin işleyişi de şimdiye kadar deneyimlediğim düzenden çok farklıydı. Bu proje dersleri aynı seviyedeki öğrenciler için açılmış olsa kendi aralarında çok farklılık gösteriyordu. Mesela proje içeriği, proje işleyişi, finalde istenilenler gibi… Polonya dışından gelen arkadaşlarım da benzer durumun kendileri için de geçerli olduğunu dile getiriyorlardı.

Ankara’ya döndüğüm zaman Erasmus ile ilgili bir yazı hazırlamayı çok istiyordum. Tabi ki elimdeki materyali aktarmadan rahat edemezdim. Bir nebze olsa da Türkiye dışındaki mimarlık eğitimi hakkında da konuşalım istedim. Farklı ülkelerdeki arkadaşlarımdan kendi tecrübelerini ve görüşlerini aktarmalarını rica ettim. Kendi mimarlık eğitimlerini, PK’deki ortamın yarattığı etkileri ve gelecek planları hakkında bilgi sahibi olmamız dileği ile…

 

Konstantin (21)

Münih Teknik Üniversitesi, Almanya

 

İlk olarak, üniversite öğrencileriyle düzenli olarak değişim yaptığı için Krakow’a daha önce gitmiş olan öğrencilerden birkaç rapor okudum. Erasmus’tan dönen öğrencilerin hazırladığı, kentin ve üniversitenin nasıl olduğunu anlatan bu raporlar; üniversitemizin Erasmus sitesinde, öğrencilerin önümüzdeki dönemlerde aynı şehre gitmek isteyip istemediklerine karar vermesi için yayınlanıyor. Fark ettim ki aslında Krakow, Alman öğrenciler arasında pek de popüler değil ancak direk ulaşım kolaylığı olduğu ve ilginç bir yer olduğu için “Gizli İpucu” olarak geçiyor raporlarda. Hatta bana hep “Neden Polonya?” diye sordular. Ama aslında insanlar farkında değil. Krakow çok ilginç bir yer. Özellikle geldiğim yere, Münih’e, kıyasla yaşaması çok ucuz ve eğlenceli; bir sürü aktivite ve partiye gebe bir yer.

Üniversite ile ilgili olarak, mimarlık projelerinde yaratıcı bir şekilde çalışmayı yani, mimari dergilerde görebileceğiniz binalar gibi, daha özgür bir tasarıma sahip binalar çizip oluşturabileceğimizi umuyordum çünkü benim üniversitem çok pragmatik ve çoğunlukla teknik bir yaklaşıma sahip. Bu beklentilerim de fazlasıyla karşılandı.

Krakow’da yaşayan bir öğrenci olmak gerçekten çok güzel ve eğlenceliydi, umduğumdan daha fazla boş zamanım vardı, oysa üniversitemde her üç haftada bir o da şanslıysam boş olabiliyordum. İşim daha yaratıcı olsa da alıştığım çalışma şekli yüzünden duvarlarımı tam da kıramadığımı fark ettim.

Münih’teki okulumda 4 yıl lisans eğitiminden sonra 1-2 yıl da yüksek lisans eğitimi var. Şimdilik kendi okulumdaki lisansı 1 yıl içinde bitirdikten sonra yine mimarlık alanında devam ederim. Ancak uzun süreli bir planlama oluşturmadım kendime.

 

 

Irene (22)

La Coruña Üniversitesi Yüksek Teknik Okulu, İspanya

İspanya’daki mimarlık eğitimi 5 yıl ve mühendisler gibi yapı derslerini de alıyoruz fazlasıyla. Ayrıca her yıl aynı konulu dersleri alıyoruz, tabi zamanla zorluk seviyeleri artıyor. PK’de hoşuma giden olay her dönem çok geniş bir yelpazeden çeşitli dersleri seçebiliyor olmamdı. Kendi okulumda “atölye” denen dersler dizisi var. Çoğunlukla kendi başımıza projenin artistik yanını, yapı tekniklerini, hesaplamalarını ve enstalasyonunu yapmamız gerekiyor. Haftada bir kere olan bu atölyelere farklı uzmanlıkları olan hocalar gelip danışmanlık yaparak projelerimizi değerlendiriyorlar. Bu yaklaşım aslında çok yararlı bence, projenin geneli için farkındalık yaratıyor.

Aslında Krakow’a gelirken aklımda pek bir şey yoktu; yani dersler ve işleyişleri nasıl olacaktı pek bir fikre sahip değildim. Yine de işleri yapmanın farklı yollarını öğrenmeyi istiyordum. Başka kültürlerden insanlarla tanışmak ve birlikte çalışmak açık fikirli olmamı sağladı. Belki de bu yüzdendir ki, yüksek lisans yaptıktan sonra iş arayacağım ve yurt dışında iş bulma fikri beni daha da heyecanlandırıyor. Çünkü şimdi, dünyayı artık daha farklı görüyorum, birleştirici gücünü keşfettim.

 

Holly (22)

Tazmanya Üniversitesi, Avusturalya                                                         

Kendi üniversitem çok küçük ve çok farklı. 3 yıl lisans ve 2 yıl yüksek lisans programı var.  Açık söylemem gerekirse, PK’deki eğitimim kolay geçti diye düşünüyorum; belki de Leh öğrenciler ile aynı sorumlulukları sahip olmadığım için böyle oldu. Kendi okulumda daha fazla oturum dersleri ve ödevler oluyordu. Polonya’daki hocalardan pek de yardım alamadım bu konuda, belki de Erasmus öğrencileri öncelikleri olmadığı içindi. Ayrıca, kendi okulumdaki mimarlık eğitimi daha teknik ve daha az tasarım odaklı. Pk’de aldığım dersler fazlasıyla tasarım ağırlıklıydı ve istediğimizi yapabilme özgürlüğüne sahiptik. Halbuki kendi okulumda yapabildiklerimiz ve yapamadıklarımıza dair katı bir liste var. Gelecek içinse şu an belirli bir planım yok, üniversiteye bir yıl ara veriyorum; gezmeyi planlıyorum bu süreç içerisinde.

 

Aurora (23)

UPV/EHU Donostia, İspanya

Üniversitemdeki sistem PK’den çok farklı. Üniversitemde mimarlık programı çok sıkı. Mezun olmanın tek bir yolu var ve tüm öğrenciler aynı derslere ve eğitime tâbi. Seçmeli derslerimiz yok. PK’de, her yıl derslerini seçebiliyorsun. Seçtiğin derslerin inanılmaz çeşitliliği var. Dersleri seçmek için PK’de bulduğum özgürlük benim için inanılmazdı.

Üniversiteme özgü bir program var ve diğer üniversiteler için de ilginç olduğunu düşünüyorum: “dikey atölye”. Bu, farklı sınıftaki insanlar ile ortak tasarım derslerimizin olduğu anlamına geliyor. Böylece ilk ve son sınıf öğrencilerini birlikte görebiliyoruz. Bu şekilde, ilk yıllardan itibaren bir öğrenci olarak, diğer üst ve alt sınıf öğrencilerinden bir şeyler öğrenebiliyoruz ve görüşlerimizi karşılaştırabiliyoruz.

Krakow’a gelirken yeni metodolojiler ya da teknik bilgiler öğrenip öğrenmeyeceğimden pek de emin değildim; ama İspanya’daki üniversiteme kıyasla bazı mimari problemleri görmenin ve çözmenin farklı bir yolunu öğreneceğimden emindim.

Kendi üniversitem daha sistematik ve teknik konular üzerinden sınavlar yaparken, PK’deki eğitim daha teorik ve araştırmaya dayanan çözümlemelerin olduğu bir ortamdı.

Beni en çok şaşırtan şey, hocalarımın mimarlık ve şehirciliği öğretmeye çalıştıkları sırada kendi ülkelerinden bolca örnek göstermeleriydi. Polonya hakkında bu kadar çok şey öğrenmeyi asla beklemiyordum. Polonya’yı gezmek, şehirleri ziyaret etmek ve bilinmeyen bir ülkede eğitim gördüğüm yerler eşsiz ve zenginleştirici bir deneyim oldu.

Üniversitenin son yılındayım ama planım yok. Şimdi sadece üniversiteyi bitirip mezun olmak istiyorum. Master ile devam etmek istiyorum, ancak önce gerçek bir mimarlık mesleği içinde var olmak ve mimarlıkta en çok ilgimi çeken kısmı keşfetmek istiyorum.

 

Glenda (23)

Trento Üniversitesi, İtalya

 

Trento’daki mimarlık eğitimini sevmediğim için yurtdışında okumak istiyordum ve Erasmus’ta sadece iki tane mimarlık dersi aldım; ikisi de tasarım proje dersiydi. Neden mi sevmiyorum? Çünkü çok çalıştırıyorlar ama mimarlığı ve mekân algısı atmosferini öğrencilere hissettiremiyorlar. Mimarlığın ne olduğunu anlayamadan sunumlara, renderlara ve fiziksel model bitirmeye odaklanıyoruz. Biliyorum ki, mimarlık bir sanat ve bu yüzden öğretmesi de zor. Her zaman formüller ve teoremler üzerinden gitmiyor. Mimarlık, bireysel sezgilere de dayanan öznel bakış açısına sahip olan bir meslek ve hocalar mimarlığı “hissetmemize” olanak vermiyor. Elbette herkes mimarlık hakkında farklı bir fikre sahip olabilir ve bu yanlış oldukları anlamına da gelmiyor. Ama profesörler bizlere aptal gibi davranıyorlar ve sonunda, söylediklerini yapmak zorunda kalıyoruz, sanatımız sınırlı ve üstüne üstelik mimarlık hakkında hiçbir şey öğrenmiyoruz. Bu durumlardan ötürü, yurtdışına gidip farklı bir mimarlık eğitimi deneyimlemek hep istediğim bir şeydi. İlk defa eğitim dilim İngilizce oldu ve ilk defa bir projede bireysel çalıştım; İtalya’da her proje için grup oluyorduk. Kolay değildi tabi ama çok güzeldi. İlk olarak, kendi potansiyelimin farkına vardım; fikirlerimi daha rahat ifade edebildim. Krakow’daki hocalar bana yardımcı oldu ve yanlışlarımı düzelttiler; eminim bu yanlışları da bir daha tekrarlamam. En önemlisi, hocalar beni bir insan olarak gördüler: mimarlık hakkında bir şeyler öğrenmek isteyen genç bir mimarlık öğrencisi. Bu alandaki gelecekteki çalışmalarımın hangileri olduğunu bilmiyorum ama tekrar yurtdışına gitmek; bazı mekanları ziyaret etmek, mimarlık okumak ve yeryüzündeki en zor sanat olan mimarlık hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorum.

 

Laure (24)

ENSA Nantes, Fransa

 

Bizim okulda işleyiş şöyle: ilk 3 yıl boyunca teorik desteklemelerle proje dersleri ve sonrasında senin seçimine kalmış 2-3 yıllık yüksek lisans var. Ben ise yüksek lisansın ilk senesinde Krakow’a gittim. Krakow’a gitme seçimini yaptım çünkü derslerle ilgili pek çok iyi şey duydum ve PK mühendisliğe daha çok odaklanmış durumda; Fransa’da sahip olmadığımız bir şey bu çünkü ikisini ayırıyoruz. Nantes’te, okulumda eğitimin daha sanatsal olması nedeniyle bana daha teknik bir yapı seviyesi getireceğini düşündüm. Polonya’yı sevdim, Fransa’daki ön yargıların aksine, güzel bir ülke ve çok misafirperver. Şimdilik, yüksek lisansın ilk yılının ikinci dönemine başlıyorum. Daha sonra, okurken aynı zamanda çalıştığım mimarlık ofisinde çalışmaya devam edeceğim. Ayrıca bir yıl mola vermek istiyorum; mimarlık eğitimim bittikten sonra ne yapmak istediğimi gerçekten bilmek için zaman ayırmak istiyorum kendime. 15 gün içinde Buenos Aires’e gidiyorum; proje arazisi orada. Ayrıca, Ekim 2018’de Güney Afrika’da Port-Elisabeth’te bir atölyeye gitme düşüncem var.

 

Felippo (25)

Iuav Venedik Üniversitesi, İtalya

 

Benim Venedik’te okuduğum programın adı “Mimarlık ve İnovasyon”. Polonya’ya gelince daha pratik bir sistem bulmayı umuyordum, aslında olan şey de buydu. Üniversite çalışmaları her haftaya yayılıyor; birçok ilginç ve faydalı dersler de var. Teorik konuların, çoğunlukla oturumu olan dersler, beni zorlayacağını düşünüyordum; heyecanlandırıcı ama biraz yüzeysel buldum. Şu an final projemi yapıyorum, daha sonra bir firmada, muhtemelen Almanya’da veya Hollanda’da staj yapmak istiyorum.

YAZI Merve Şanlı/TEDÜ
merve.sanli@tedu.edu.tr

GÖRSEL Begüm Balaban /TEDÜ
begum.balaban@tedu.edu.tr

0