Mekânın Cinsiyeti?

İnsan ve mekân birbiriyle doğrudan ve dolaylı olarak oldukça ilişkilidir. İnsan veya kullanıcı kavramına ilişkin her standardın mekânı etkilemesi de söz konusudur. Bana soracak olursanız, bir mekân özelliklerini kullanıcısından alır. Anlatmak istediğim durum şöyle ki; bir mekân kullanıcının beklentileriyle birlikte veyahut kullanıcının mekâna yüklediği sorumluluklarla var olur.

“Dünya Vatandaşlığı” ek dalı kapsamında aldığım “Toplumsal Cinsiyet ve Kent” başlığı altında mutfak ve mutfağa yüklenen cinsiyet çerçevesinde şekillenen bir araştırma yapma fırsatı buldum. Araştırma kapsamında bir mekân seçerek bu mekânın kullanıcılarıyla birlikte sözlü tarih çalışması yapmam isteniyordu. Mimarlık eğitimi almadan evvel de mekân ve cinsiyet konuları boy gösterince aklıma gelen ilk mekân muhtemelen mutfak olurdu. Mimarlık eğitimi aldıktan sonra aklıma gelen mekânlar çeşitlilik gösterse de mutfak toplumsal cinsiyet konusunda beni daha çok etkileyen bir mekândı. Bu kapsamda Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’ne giderek burada Mutfak Bölümü’nde hem eğitmenlerle hem de öğrencilerle sözlü tarih yapma fırsatım oldu. Onlara ilk olarak bir evin içerisinde her bireyin kendine ait bir mekânının olup olmadığını anlayabilmek için bazı sorular sordum. Verilen cevaplar genellikle evin salonunun erkeğin mekânı, mutfağın ise kadının mekânı olarak tanımlar nitelikteydi. Sözlü tarih yaptığım erkek eğitmenin düşüncesi bile bu yöndeydi. Mutfak ve salon bağlamında düşündüğümüz zaman; bu mekânlar tasarlanırken belki de o mekânlara cinsiyet yüklenmesi söz konusu değilken,bir mekân olarak mutfak cinsiyetçi bir yaklaşımla, Türk ve Amerikan kültüründe nasıl bu kadar göz önünde olabiliyor? Amerikan kültüründen kastım, şüphesiz ki Amerikan tarzı mutfaklar. Kadın mutfakta çalışırken aileden kopukluğu hissedilmiş olacak ki, mutfak ile salonun bir arada çalışacak şekilde kurgulanmıştır. Sonuç olarak, kadın mutfakta yalnız kalmaz (Özbay, 1999). Aslında, paradoksik mekândan yola çıkarak, toplumsal cinsiyeti de göz önünde bulundurarak, herhangi bir mekânın bir cinsiyet üzerine yüklenmesi ya da bir cinsiyetin bir mekâna dayatılması söz konusu. Mutfak üzerinden araştırdığım “mekânın cinsiyeti” de tam olarak bununla alakalıdır. Anlatmaya çalıştığım şey, mutfak bir mekân olarak cinsiyetçi bir yaklaşımla ve aslında zorla, genellikle kadının mekânı olarak görülmektedir. Bir mekânın cinsiyeti olmalı mıdır? Olsa bile bu dayatma üzerine mi kurulmalıdır? Bir mekân tasarlanırken akılda genellikle toplum vardır. Bana sorarsanız, tasarım sürecine başlarken, bütünden parçaya doğru gidilebilir. Yani kamudan mahreme doğru. Bu nedenle, belki de bir mekâna cinsiyet yüklemek tasarım sürecinde yer alabilir mi tartışılır; ama dayatılamaz. Dayatıldığı takdirde “mekânsal cinsiyet” kavramı tasarımın bir parçası olamaz.

Kaynak

Ferhunde Özbay, Gender and History, Gendered Space: A New Look At Turkish Modernisation, 1999.

YAZI Hatice ÖZ/TEDÜ
hatice.oz@tedu.edu.tr

GÖRSEL Elif Dilan Nadir /TEDÜ
edilan.nadir@tedu.edu.tr

0