Kültürel Mekânların Tüketimi | Tiyatro ve Opera Binaları

Kamu mimarisi toplumun ortak paydasını oluşturmakta önemli bir araçtır. Bu araç ne kadar kültürel bağlamları destekler, kent belleğine, gününün şartları ve imkânlarıyla, katkı sağlarsa, ortak payda bir o kadar sanatsal ve entelektüel bir toplumun ortamını oluşturur.

Geçmişin modern mimarisine kıyasla günümüz kamu mimarisi bu ortak paydayı sağlamakta yetersiz kalmaktadır. Tiyatro ve opera binalarının sayısı oldukça , sinemalar ise alışveriş merkezlerinin yemek katı dışında yer bulamamaktadır. Bir diğer deyişle kültürel mekânlar yeni tüketim mekânları bünyesinde sindirilmektedir. Kültürel mekânlara olan ihtiyaç sanatın birleştiriciliğiyle kısaca yorumlanabilir.

Türkiye’de 511 tiyatro salonu bulunuyor, Ankara’da 28 tane salon var, buna kamu ve özel salonlar dâhil. Sinema salonlarında, Türkiye’de 1917 salon varken Ankara’da 174 sinema salonu var.

Şevki Balmumcu’nun tasarımı Opera Binası Ankara’daki tek opera binasıdır. “Ankara’nın ana aksını oluşturan Atatürk Bulvarı üzerinde, yapıldığı dönemin kent merkezi olan Ulus ile yeni gelişen merkezi olan Kızılay arasındaki prestijli konumuyla, aynı zamanda hem sergi mekânı, hem de temsil mekânı olarak vermekte olduğu kamusal hizmetle, yeni başkentin gelişmekte olan sosyal yaşantısında görsel ve işlevsel olarak tartışılmaz bir yere sahip olan bir yapıdır” (Altan, 2009, para.4).  Bu yapıların korunması kent kimliği açısından oldukça önemlidir. Ancak kentin artan nüfusu, kent merkezinin çoğalması ve kent içinde birden çok merkezin oluşması, kamu mekânlarının yetersizliğive ulaşılabilirliği göz önüne alındığında var olanı korumanın yanı sıra, tarihselcilikten ve ideolojik kaygılardan uzak, modern mimarinin örtüsünde kültürel mekânlar üretmek kentin önemli bir açlığıdır. Ancak maalesef, kültürel mekânların üretiminin kısırlığından yakınırken elde olan kaybetme korkusu da kentliyi sarmaktadır.

Şinasi ve Akün Sahnelerinin bulunduğu bina, Opera Binası gibi Erken Cumhuriyet Mimarisi’nin ürünü olmasa da, kent belleği için önemli bir yapıdır. Kısa bir dönem önce Akün ve Şinasi sahnelerinin bulunduğu yapının satıldığı ve yerine otel veya avm projesi düşünüldüğüne ilişkin tartışmalar oldu. Şu an için Akün ve Şinasi Sahneleri yerinde görünse de, kültürel değeri olan kamu mekânlarının maddi kaygılarla hiç edilmelerini tartışmaya açmak bile oldukça üzücü bir durumdur.

Burada korunması gereken şey mekân, yani Akün ve Şinasi Sahnelerinin bulunduğu yapı mıdır? Yapı korunup içine farklı fonksiyonlar tıkıştırılırsa eğer bu durum toplumun vicdanı tarafından kabul görür mü? Elbette hayır. Zaman içinde, mekânlar ihtiyaçlar doğrultusunda ölçeğine ve bulunduğu bağlamın koşullarına göre farklı fonksiyonları içine alabilir, yapının ana fonksiyonu değişebilir. Ancak kentin kültürel mekânlara açlığı söz konusu iken, toplumu, ticarileşen sosyal mekânlar etkisi altına almış ve toplumun en yaygın sosyal ve kültürel aktivitesi avm sinemalarına gitmek olmuş iken, kentin gerçek kültürel mekânlarını yapısının içinden çıkarmak o yapıyı yerle bir etmekle eş değerdir.

Devlet Tiyatroları’nın kuruluşundan bugüne, sahnelerine ev sahipliği yapmış yapıların korunması ve kamusal kalması kent belleği için oldukça önemli olmasının yanı sıra, toplumun kente hissettiği aidiyetlik duygusunu beslemesi açısından da oldukça değerlidir.

 

REFERANSLAR

http://www.mimarlarodasiankara.org/index.php?Did=4964

http://www.mimarlarodasiankara.org/_media/6/5533.pdf

Mimarlarodasiankara.org. (2009). 05.08.2018 tarihinde http://www.mimarlarodasiankara.org/binakimlikleri/_manual/BinaKimlikleriSoylesiler5.pdf  adreasinden erişildi.

 

YAZI İpek Deniz Alpdoğan/TEDÜ
ideniz.alpdogan@tedu.edu.tr

GÖRSEL Elif Dilan Nadir /TEDÜ
edilan.nadir@tedu.edu.tr

0