Kentin Mimarı ve Yaşamın Tasarımcısı olarak: Fabrika

Genç Cumhuriyetin Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın ilk önemli eserlerinden biri olan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, 1937’ de kurulduğu günden kapandığı güne kadar, sadece üretim yapan bir fabrika değil; aynı zamanda geniş sosyal ve kültürel faaliyetleri de bünyesinde bulunan, Atatürk’ün dahiyane projelerinden biri sayılan “sosyal fabrika” olmuştur. Bir Fabrika ne kadar sosyal olabilir; sadece “fabrika” olmaktan ne kadar farklılaşabilir? 7 Ekim 1953’te Nazilli’ye gelen şair ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Nazilli ve değişimini kaleme alırken şaşkınlıkla söylediği gibi: “…Nazilli dediğin nedir ki, Anadolu’da küçük bir kaza değil mi?… Burası kaza değil vilayet merkezi diyorum. Burasını bu hâle fabrika soktu diyorlar, … Ne yalan söyleyeyim, sinemada görsem reklamdır derdim.”

Atatürk’ün açılışını da yaptığı Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası Venezuela’daki “Atatürk Modeli Fabrika” kalıbına da esin kaynağı olmuştur. Hatta Venezuela’da bu modele “Atatürk modeli” denir ve günümüzde de devamlılığını sürdürmektedir. Atatürk, bilinen basmakalıp fabrika anlayışının yanı sıra; sosyal ve bilimsel mekanların da bulunduğu, kentlerin gelişmesini sağlayacak kültür kompleksleri oluşturma fikrinin bütün Anadolu’ da hayata geçirebilmesini planlıyordu. Basma Fabrikası, Dokuma bölümü, Basma bölümü, Desen bölümü, Gravür bölümü ve Baskı kısmına ek olarak döneminde çığır açacak nitelikte sosyokültürel mekanları bünyesinde bulunduruyor ve hem işçilere hem de bütün kent halkına hizmet ederek kentin yeni ve çağdaş kimlikler kazanmasında büyük rol oynuyordu.

Fabrika kurulduğu dönem göz önünde bulundurularak, ekonomik bir atılımdı; gündelik yaşama ve halkın birikimine katması amaçlanan değerleriyle ise özgün bir kent projesiydi. Küçük ölçekli ama bu denli büyük değişimlere sebep olmasıyla bir mimari yapı, sosyal hayatın işleyişinde ana tasarımcı rolü oynamıştır. Bir yapı, kendi elleriyle kenti kalkındırmış, kendi sınırlarını aşarak kentin tümünü inşa etmiştir; kendi inşaatı da ancak o zaman bitmiştir. Nazilli döneminin çok ilerisinde yaşayan bir kente dönüşmüş, hatta dışarıdan göç alan ve yaşanılması arzu edilen bir odak noktası haline gelmiştir.

Fabrika, daha önce kadınlı erkekli hiçbir toplantıya katılmamış olan halk için balolar organize etmiş, danslar ve partiler düzenlemiştir. Bünyesinde bulundurduğu 700 kişilik sinema salonu ile, haftalık bazda hem memurlara hem işçilere hem de ustalara gösterimler yapmıştır. Fabrika, “Sümer Halkevi” adıyla bir halkevi kurmuş ve dikiş kurslarından, sahne sanatlarının sergilenmesine kadar geniş bir skalada hem kente hem de civar köylere ulaşarak bilginin, sanatın yayılmasını sağlamıştır. Fabrika çalışanları arasında müzik grupları oluşmuştur ve fabrikanın korosu bulunmaktadır; Anadolu müziğinden Beethoven’a işçilerin hem yaşadıkları coğrafyayı hem de dünya klasiklerini keşfetmeleri sağlanmıştır. Fabrikada resim heykel sergileri düzenlenmiş, ressamlarının yaptığı resimler açık arttırmalarda satılmıştır. Futbol, basketbol, atletizm, voleybol, bisiklet, güreş, yüzme, boks ve tenis sporlarının faaliyet gösterildiği spor alanları oluşturulmuş ve kulüpleri kurulmuştur. Fabrikanın ar-ge bölümünde; mekanik odası, fizik ve tarım laboratuvarında, fabrikada yapılacak üretimin kalitesini arttırmak için çalışmalar yapılmıştır. İçerisinde ilkokulun bulunduğu bu karmaşık yapı, işçi haklarını da gözetmek için her önlemi almış ve her kanunu gözetmiştir. İşçilerin ve memurların konaklaması ve ulaşımı da düşünülmüş; fabrikanın hemen önüne lojmanlar inşa edilip, mini tren ulaşımı sağlanmış ve bisikletler tahsis edilmiştir.

Fabrika, cumhuriyetin çağdaş ilkelerini ve temel kavramlarını halka göstermekle kalmayıp onlara kanıtlayan bir yapı haline gelmiştir. Yeni bir yaşamın, sosyal devletin, çağdaş cumhuriyetçi ilkelerin hayata entegrasyonun olağanüstü bir örneğidir. Fabrikanın sosyolojik ve toplumsal bir mekân olarak resmedildiği bir felsefe kuramında, fabrika, kentin atardamarı haline gelmiştir. “Köy Enstitüleri”, “Halkevleri” ve “İdeal Cumhuriyet Köyü” gibi birçok öngörülü projenin fikir adamı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün “Sosyal Fabrika” fikri de Türkiye’ye birçok değer katmış, çağdaş refah seviyesinde, bilime ve sanata önem veren bir halkın sahip olabileceği ekonomik ve kültürel yapılaşmalarla birlikte gelebileceği toplumsal yaşamı kurgulamıştır.

Her güzel şeyin güzel bir sonu olmaması gibi, kent belleğinde unutulamaz bir yere sahip olmuş Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, 14 Kasım 2002’de Özelleştirme İdaresi’nce bedelsiz olarak Adnan Menderes Üniversitesi’ne devredilmiştir. İşçiler yakın yerlere nakledilmiştir. Üniversite kullanımı dışındaki büyük bir alan, mini tenleri, atölyeleri dahil olmak üzere, koskocaman bir tarih, birçok eser ve döneminin ötesindeki fikirleri ile kilit vurulan kapılar arkasında çürümeye bırakılmıştır.

 

Kaynakça

 

YAZI Defne Işıklı/TEDÜ
defne.isikli@tedu.edu.tr

GÖRSEL Didem Zeynep Ödemiş /TEDÜ
dzeynep.odemis@tedu.edu.tr

0