Hasanoğlan Köy Enstitüsü

“Gecenin bir vakti herkesin uyuduğundan emin olduğunda çıkardı yatağından ve giderdi yarım bıraktığı işin başına Hasanoğlan’ın emekçi öğrencisi… Onun sesini duyan arkadaşları da fırlardı hemen yataklarından, giderlerdi inşaat alanına. Ne kadar sessiz çalışmaya gayret etseler de bir gören olurdu onları.  Beton harcını sıvamak için gereken ışık, o genç elleriyle çekiçledikleri taşlardan çıkan ses onları ele vermekteydi. Müdür bey çıkagelir, doğru yataklarına gönderirdi emekçi öğrencilerini. Üzülürdü elbette öğrencilerine, kıyamazdı onlara… O da bilirdi bu genç yüreklerin öğrenmek için nasıl çarptığını. Ama ne yapsın gözü de görürdü bedenlerinin nasıl bu uğurda gece gündüz çalışarak hırpalandığını. “

Köy Enstitüleri halkçılık ilkesinin bir gereği olarak, eğitim alanında kent ve köy olanaklarını eşit tutmayı amaçlamıştır. Bu bağlamda, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin yenilikçi ve çağdaş adımlarından biri olduğu tereddütsüz söylenebilir.

Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde güzel sanatlar, maden işleri, ziraat işleri ekonomisi, köy ev ve el sanatları ve ziraat sanatları alanlarında eğitim verilmekteydi. Köy Enstitülerinin eğitim yöntemi uygulayarak öğrenme prensibine dayanıyordu. Bu bakımdan, üretirken öğrenmeyi esas almış, usta-çırak ilişkisini vurgulayan ve öğrencilerini zanaatçı olarak tanımlayan Bauhaus akıllara gelmekte. Bilim ve sanatın birbirinden daha az önem taşımadığı anlayışına hâkim olmaları da Bauhaus’la buluştukları bir diğer ortak nokta. Her ikisi için de bilimin en çok vurgulandığı durum, zanaatın deney ve uygulama alanlarında öğrenilmesi.

Hasanoğlan Köy Enstitüsü ilk binasından itibaren yarışmada birincilik kazanan projeye göre inşa edilen ilk enstitüdür.  Kazanan projenin ana hatlarını özetlersek:

  • Lalahan Tren İstasyonu ile Hasanoğlan Köyü arasındaki mevcut yolun sol tarafında, bu yola paralel olacak şekilde bir ana aks belirlenmiş ve kendi içinde bu aksı dik kesen başka bir yol önerilmiştir.
  • Bu iki aksın kesişme noktası merkez kabul edilmiş ve buraya bir tören alanı önerilmiştir. İdare binası, hamam, yemekhane, mutfak, çamaşırhane ve fırın gibi ana yapıların yanı sıra, yeni açık oyun alanları da bu alanın etrafında tasarlanmıştır.
  • İşlik ve öğretmen lojmanlarının bir kısmı mevcut köy yoluna paralel olan aksın sol tarafında konumlandırılırken diğer işlik ve öğrenci yurtları sağ tarafa yerleştirilmiştir. Bunların yanı sıra güzel sanatlar binası, 1000 kişi kapasiteli açık amfi tiyatro ve öğretmen lokali gibi kamusal yapılar ise bunları dik kesen ikinci aksın sonuna yerleştirilmiştir.

Hasanoğlan köy enstitüsünün mimari değerine, mekânların kendi içindeki kurgusunun yanı sıra kütlelerin çevre dokuyla ilişkisinin başarılı bir şekilde tasarlanmış olması da çok büyük katkı sağlanmıştır. Dönemin modern mimari anlayışı düşünüldüğünde, yapıların estetiksel kaygılarla tasarlanmış biçimlerden uzak, daha çok işleve hitap eden mimari bir dile sahip olduğu söylenebilir. Ayrıca yapıların işlevi adına sürdürebilirliği de söz konusudur.  Kütlelerin yanı sıra açık alanların da tasarlanmış olması yerleşkeyi bir bütün olarak okutmayı sağlamaktadır. 1943 yılında inşa edilen amfi tiyatro, mimari programa kültürel ve sosyal aktivitelere imkân sağlayan mekânların üretimi açısından katkı sağlamıştır.

Köylünün zanaatını öğrenen çocuklarının, bir o kadar da bilim ve sanata da eğilimli, sosyal ve çağdaş bireyler olarak yetiştirilmesi, kent ve kırsal yaşamı arasındaki fırsat eşitsizliğinin kârlı tarafını belli ki rahatsız etmiştir.  Böylelikle dönemin çalkantılı siyasi ortamı da kullanılarak, toplum içinde spekülasyonlara meydan vererek köy enstitülerinin yaşamına son verilmiştir.

Gelelim Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün akıbetine. İnşaat sürecinde devletin paralı işçisi çalıştırılmamış ve her bir taşını, farklı enstitülerden de gelen öğrenciler taşımış iken,  kurumun işletme sürecinde ise gece nöbetçilerinden tutun yemekhane çalışanlarına kadar devletten personel talep edilmeksizin yerleşke içinde içindeki görev dağılımının yine öğrenciler arasında yapılmış iken,  kapatılması mevzu olduğunda öğrencilerine söz hakkı tanınmaması ne kadar adaletli ve vicdani bir eylemdir düşünmek gerek.

 

Not: Bu yazıyı yazmama vesile, Prof. Dr. Ali Cengizkan ve Doç. Dr. Neşe Gürallar hocalarımızın katkılarıyla düzenlenmiş olan, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne yapmış olduğumuz gezidir. Bu sebeple hocalarıma teşekkür etmek isterim.

 

Referans

Çakıcı, S. & Çorakbaş, F. (2013). Hasanoğlan Köy Enstitüsü ve Yüksek Köy Enstitüsü Yerleşkesinin Tarihçesi ve Değerleri

http://www.mimarlarodasiankara.org/hasanoglan/index.html

 

YAZI İpek Deniz Alpdoğan
ideniz.alpdogan@tedu.edu.tr

GÖRSEL Kübra Sönmez
kubra.sonmez@tedu.edu.tr

0