Gelecek Kaygısı

YAZI Merve Işık

KOLAJ Elif Ezgi Öztürk

Daha dün gibi bölüme başladığım ilk gün. İhtiyaç listesini kapan soluğu kırtasiyede alıyor, son kalan paralel cetvel hangimizin olacak diye heyecanlanıyorduk, tıpkı ilkokula yeni başlayan küçük bir çocuk gibi. İlk derste işlenen ve daha sonrasında vazgeçilmezlerimizden biri olacak ‘abstract’ kelimesini anlamaya çalışırken yaşadığımız şaşkınlık görülmeye değerdi. Maketler, çizimler, ödevler, jüriler, ufak el kesikleri, kahveler, uykusuzluklar ve bolca gözyaşıyla birinci sınıfı tamamlamış olduk. Kimimiz birinci sınıfının yazında bir şeyler öğrenmek amacıyla mimarlık ofislerinde, kimimiz ‘hep elde çizecek değiliz ya şu Autocad de neymiş’ diyerek, çuvalla para dökülen teknik eğitim kurslarında yazını geçirirken, kimimiz de deniz, kum ve güneş üçlüsünün keyfini çıkarmıştı. İkinci sınıf bu sefer bambaşka heyecanlarla başladı diyebiliriz. Soyut kavramlar somutlaşmaya başladığında ortaya çıkan ürünlerle adeta gurur duyup, onları çocuğumuz gibi sahiplenmiştik. İkinci sınıfın yazında hepimiz şantiye stajıyla profesyonel hayata ilk adımlarımızı attık. Heyecanlıydık, mutluyduk en önemlisi de umutluyduk. Ancak profesyonel hayat hiç o kadar da tozpembe değildi. Dövizin aniden şaha kalkması ekonomide tsunami etkileri yaratmasına sebep olurken bu durumdan herkes nasibini yavaş yavaş alıyordu. Her geçen gün iflas bayrağını çeken şirketler, inşaatlarını durduran firmalar, birer birer çalışanlarının işlerine son verirken bizler de hayallerimizin gerçekliğini düşünmeye başlar olduk. Belki de hiçbirimiz bu güne kadar Türkiye gerçeği ile hayallerini kıyaslamamıştı. Bu yüzdendi aniden gelen gelecek kaygısı. Yeni mezun olmuş ve olacak bizler daha şimdiden iş kaygısı içine düştük. Bununla birlikte dövizin attığı depar yurt dışına yapılan mimari geziler ve yüksek lisans hayallerimizin önüne geçti. Ekonomik kriz bir yana, bizlerin kendimizi nasıl geliştirmeliyiz diye düşünmemiz gerektiği zamanlarda bugün de eve sağ salim nasıl giderim derdine düşmüş olmamız içler acısı doğrusu. Bir sergiye, açılışa, konsere giderken iki kere düşünmek zorunda kalıyoruz. Ülkemizde yaşanan patlamalar, saldırılar ülkemize maddi ve manevi olarak zarar vermekte. Tozpembe, ışıl ışıl olan gelecek planlarımız artık gri. Ancak, Ata’mın da dediği gibi “Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir. “ Bizler ümidimizi yitirmemeliyiz ki yarınlar umudunu yitirmesin, bizler ümidimizi yitirmeyelim ki gelecek bizimle birlikte ışıldasın…

0