Bir Yapıştırıcı Macerası

Mimarlık okumadan önce benim için çok az anlamı olan, sadece bir şeyler kırıldığında ya da kesme yırtma yapıştırmalı bir ödev yapmam gerektiğinde kullandığım yapıştırıcılar, mimarlıktan sonra hayatımda bambaşka bir yer buldu. Ben de yapıştırma işlemine ve yapıştırıcılara hak ettikleri değeri vermeye karar verdim.
Geçen haftalarda acaba yapıştırma işlemini kim bulmuş, ilk nereden gelmiş diye ufak bir araştırma yaptım. Arkeologların yaptıkları araştırmalara göre ilk yapıştırıcılar günümüzden 600 yıl önce bazı bitkilerden özler elde edilmesiyle ortaya çıkmış. Önceleri kırılan , yıpranan seramikleri yapıştırmak için kullanılan bu özler sonrasında Mısır’da geliştirilerek mobilya yapımında, mumya yapımında kullanılmaya başlanmış ve içerisine ardıç sedir ağacı özlerinin eklenmesiyle güçlendirilmiş. Tıpkı Mısırlılar gibi Sümerler de hayvan ve bitki özlerinden elde ettikleri yapıştırıcıları kullanmışlar. Antik Yunan ve Roma döneminde ise yapıştırıcılar mobilya üretiminin yanı sıra taban ve duvar mozaiklerini sabitlemek için de kullanılmış. Sanayi devriminin gelişmesiyle yapıştırıcılar,hayvan ve bitki özleriyle elde edilseler de sonradan yerlerini sentetik ve kimyasal olanlara bırakmış ve bu sayede herkesin evinde kendilerine yer bulmuşlar.İşte yazımın tam bu noktasında en fazla kullanma şansı bulduklarıma kısaca değinmek ve onlara dair kişisel deneyimlerimi anlatmak istiyorum.

Çok amaçlı Sıvı Yapıştırıcılar ya da hepimizin bildiği adıyla Peligom: Aslında birden çok marka tarafından üretilse de tıpkı Selpak gibi adıyla özdeşleşmiştir. Gerek kokusu, gerek her koşulda ulaşılabilir olan performansıyla maket yapan tüm mimarlık öğrencileri için gerçek bir yaşam felsefesi. Az kullanıldığında hızlı kurur ancak fazla kullanıldığında her yere bulaşır dolayısıyla işleri çığırından çıkarmakta üstüne yoktur. Çok fazla kullanıldığında ortam havalandırılmalı ve baş dönmesi nöbetlerinin, öksürük krizlerinin önüne geçilmelidir.

Beyaz Tutkal: Bazen sadece acaba gerçekten yapıştıracak mı diye deneme yapmaya bayıldığım beyaz tutkal sabırsız biri olduğum için beni hep yarı yolda bıraktı ve hiç kuruduğuna tanık olamadım. Tıpkı Peligom gibi az kullanırsanız ve eğer yeterince vaktiniz varsa, gerçekten size ve yapıştırılan yüzeye hiç zararı olmayacak, kokusuz bir yapıştırıcı istiyorsanız Beyaz Tutkal tam size göre. Tek ihtiyacınız ise sabırlı olmak.

Mum silikon ya da Sıcak Silikon ve olmazsa olmaz Tabancası: Acele edilmesi gerektiğinde imdadımıza yetişen ancak çok hızlı kuruduğu için sizi hüsrana da uğratabilecek bir yapıştırıcıdır. Peligom’un kimyasal tepkimeye gireceğini düşündüğünüz malzemeleri yapıştırmada birebir olsa da silikon kullanırken kendinizi yakmamaya özen göstermelisiniz (Gerçekten 3. Dereceden yanığa bile sebep olabilir.) Ağ gibi olan yapısı sebebiyle maketinizde örümcek ağı benzeri kalıntılar bırakabilir. Sonradan temizlik yapmayı unutmayın.

Japon Yapıştırıcısı: Neden ülkemizde bu isimle tanındığını hala çözemesem de Amerika icadı bu sıvı hemen hemen tüm malzemeleri birbirine yapıştırabilir, hatta parmaklarınızı bile. Çok ciddi kimyasal zararları olan ve havayla temas ettiği an solunumu zararlı hale gelen Japon Yapıştırıcısını gerçekten ihtiyaç olmadıkça kullanmamakta ve önce sağlık demekte fayda var.

Bantlar: Renklisi, az yapıştıranı, çok yapıştıranı, çıkarmaya çalışırken yırtanı, geride yapış yapış iz bırakanı, elektrik bantları, eskiden beri evde duran ucunu hep kaybettiğim sarı bantlar, çizimlerimi panoya yapıştırmamı sağlayan beyaz bantlar, kâğıt bantlar her birinizi ayrı yazmak istesem de yapıştırıcı olup olmadığınıza bile karar vermekte zorlanıyorum. İşte tam da bu sebeple doğru bantla doğru yerde karşılaşmanız önemlidir. Umarım herkes bir gün hayallerinin bandını bulur.

Stick Yapıştırıcı: Maket yaparken ya da geniş yüzeylerde çok kullanışlı olmamasına rağmen %90 temiz ve zararsız içeriğiyle çocukluğumun en kullanışlı ödev yapma malzemesi olabilir. Hala ufak tefek kâğıt yapıştırma işlerinde kullanmaya değer olduğuna inanıyorum.

Yapıştırıcıların hayatımdaki yerini anlatmaya ve onları az da olsa tanımlamaya çalıştığım yazımın sonuna geldik. Ve bir son uyarı olarak bu yazı kesinlikle reklam amacı taşımamaktadır. Sizin yapıştırıcı öykülerinizi de yorumlar da görmekten mutluluk duyarım.

YAZI Gülce Halıcı/TEDÜ
gulce.halici@tedu.edu.tr

GÖRSEL  Ece Sakallı/TEDÜ
ece.sakalli@tedu.edu.tr

0