Bellekte Kalan Şehir

Gri  ve ruhsuz Ankara… Birçoğu için Ankara sakinliğin ve Cumhuriyet ile beraber başkent olmanın getirilerini taşıyan bürokrasi kenti. Bu özelliği ile heyecanını kaybetmiş ve belki de hiç ruhu olmamış… Bizim için farklı anlamlar taşıyan, bazen sokaklarında kaybolmaktan büyük zevk aldığımız bazen her günü diğerinin aynısı olduğu için şikâyet ettiğimiz bu şehir farklı hikâyelere gebe. Bu hikâyelerden biri de Ankara’nın gelişim sürecine tanıklık etmiş ve esansını bütünüyle yakalayabilmiş Sayın Prof. Dr. Baykan Günay’a ait.

Yenişehir konsepti ile çıktığımız bu yolda iki farklı perspektifte Ankara’ya bakma şansı bulduk. Aslında iki jenerasyon arasında değişen algı farkı bir sokağın, bir binanın hatta bir afişin bile farklı insanlarda ne denli farklı izler bıraktığını keşfetmemizi sağladı.
Ankara’nın Yenişehri, Jansen’nin bakanlıkları Atatürk Bulvarı çevresinde konumlandırması ve bu eksende ilerlemesi ile ortaya çıkmış. Yenişehir’in ve modernleşmenin getirilerinden yerleşim ile birlikte sosyal ve ticari fonksiyonların da bu noktada gelişim gösterdiğini söyleyebiliriz. Bu noktada Prof. Günay’ın da hatırladığı ilk anılardan biri de şu anda yerini Soysal Pasajı’nın aldığı, Ulus Sineması’nın bir afişine ait. Üstelik o dönemde bulvar çevresinde bulunan birçok sinemayı da anımsamak mümkün. Bunlardan bazıları şimdilerde izlerine bile rastlayamadığımız Büyük Sinema ve Ankara Sineması… Sinemaların konumlandığı bulvar şimdilerde Ankara’nın önemli ticaret merkezlerinden biri iken Yenişehir’in gelişim sürecinde ticaretten çok şehrin ortak değerlerinin paylaşıldığı ve özellikle bayramların muazzam bir coşku ile kutlandığı bir meydan konumundaymış. Atatürk Bulvarı’nın Prof. Günay’ın belleğindeki yeri bizimkinden oldukça farklı çünkü bizler için bulvar bir geçiş güzergâhı iken o dönemde bulvar, şimdilerin Tandoğan Meydanı ile benzer bir işleve sahipmiş. Bulvar, barındırdığı restoranlar, meyhaneler ve Bira Park’ı gibi uğrak noktaları ile üst gelir grubuna ev sahipliği yaparken şimdilerde kafeleri ve barları ile çok katmanlı gelir grubuna ev sahipliği yapmakta.

Atatürk Bulvarı’ndan biraz uzaklaştığımızda Kazım Özalp Caddesi’nden –şimdiki adı Ziya Gökalp- ve Kolejden bahsetmeye başlayabiliriz. İki nesil için de TED’e ulaşmak için kullanılan bu yol, bizim için üniversiteye ulaşmaktan ziyade iken o zamanlarda TED Ankara Koleji’nin ortaokul ve lise kampüsüymüş.Ve aslında şimdilerden en büyük farkı yanından geçen İncesu deresi. Günümüzde asfaltın altında kaldığı için varlığından bir haber olduğumuz İncesu deresi, o zamanlar Prof.Günay’ın top oynarken topunun kaçtığı yer olarak anımsadığı bir yer konumunda. Ve o 50ler-60lar Ankarası’ndan hatırladığı en önemli anılardan biri ise Bestekâr sokakta ikamet ettiği ve evlerinin şimdilerdeki Liv hastanesinin yanında bulunduğuna dair. Ayrıca anılarının bir çoğu evden okula, okuldan eve bazı zamanlarda yürüyerek, bazı zamanlarda ise Mithatpaşa, Esat ve Akay yokuşunu içine alan ve sürekli bu eksende geri manevra yapan bir otobüs güzergahında geçtiğine dair. Bu anıları duyduğumuzda  bizi en çok şaşırtan şey ise, şu an o güzergahta bir otobüs bulunmaması ve bizim genelde Bestekâr Sokaktan okula ulaşmak için daha çetrefilli bir ulaşım sürecinden geçmemiz. Ayrıca Bestekâr o zamanlar çoğunlukla Amerikalıların ikamet ettiği bir konut bölgesi iken  şimdilerde  ticaret ve eğlence mekanlarının bulunduğu bir sokak halini almış durumda.

Bizim için son derece keyifli ve bir o kadar da öğretici olan konuşmamızın sonuna geldiğimizde Prof. Baykan Günay’ın harikulade anlatımı bizlere Ankara’nın “o dönemlerini” yaşattı. Bazen kendimizi Atatürk Bulvarı’nda Cumhuriyet Bayramı kutlarken bulduk  , bazen Bestekâr Sokak’tan Koleje yürürken yol boyunca asılmış dönem sineması afişlerini incelerken… Prof. Baykan Günay’ın Yenişehrinde ilerlerken şunu farkettik ki; Yenişehir farklı etkenler ile tabakalaşmaya başlamış, zaman içinde kimliği, dokusu ve hatta belki de hissettirdikleri oldukça değişmiş. Değişmeyen şey ise yıllardır Ankara’nın kimliğini oluşturan temel dokulardan olmuş ve sahip olduğu o dinamiği asla kaybetmemiş. Şimdilerde bizler  aynı sokaklardan geçip kendi hayatlarımızı idame ettirirken kendi dünyamızın hisleri ile geçiyoruz o sokaklardan ve bizler de tıpkı Prof. Günay’ın gözlemlediği gibi bir değişimin içindeyiz.

Son olarak Sayın Günay’a bize ayırdığı vakit ve özverili anlatımı için çok teşekkür ediyor; yazımızdan keyif aldığınızı umuyoruz.

YAZI ve GÖRSEL Esra Çelikoğlu – Beyza Demir / TEDÜ
esra.celikoglu@tedu.edu.tr
beyza.demir@tedu.edu.tr

0