BAĞIMSIZ MÜZİK ÜZERİNDEN BİR ŞEHİRCİLİK OLGUSUNA BAKIŞ: ‘THE SUBURBS’

Şehircilik pratiğinde üretilen çevrelerin insan yaşamını ve anılarını şekillendirici bir güce sahip olduğunu iddia etmek, bir şehirci için cesur bir hamle olmayacaktır. Mekânın insan duyuları, duyguları ve düşüncelerini belirleyici rolünü öngören bu yaklaşımın deneyimsel yansımalarını müzik, sinema, edebiyat gibi yaratıcı üretim alanlarında gözlemlemek mümkün olabilir. Bu tür sanat mecraları hem olan bitenin bir özetinin farklı formatlarda okunabileceği, hem de insanlar üzerindeki etkisinin gözlemlenebileceği araçlar olarak görülebilir. Tam bu noktada, Amerikan rüyasının mekânsal altlığına odaklanan Arcade Fire albümü ‘The Suburbs’ten bahsetmek bu duruma iyi bir örnek oluşturabilir.

Albümün ana eksenini oluşturan ‘suburb’ kavramının dilimizdeki tam karşılığını bulmak güç olmakla birlikte, banliyö, uydukent, çeper yerleşimi gibi tanımlamalar yapılabilir. ‘Suburb’ çevresi aslında Amerikan dizi ve filmleri sayesinde kimsenin yabancılık çekmediği ve herkesin yaşamak için özendiği, ayrık düzende tek veya birkaç katlı, bahçe içindeki konutlarda, çoğunlukla kalabalık (ve köpekli) ailelerin yaşadığı yerlerdir. Bir kent plancısı ve tasarımcısı gözüyle bakıldığında ise durum bu yazının kapasitesinin alamayacağı kadar karmaşık ve belki de biraz karamsar bir hal alır. Zaten buradaki yaklaşım, ‘Suburb’ olgusuna şehircilik perspektifinden analitik bir bakış değil, aksine tersten giderek bağımsız müzik örneklemi üzerinden şehircilik pratiğinin insan deneyimleri üzerindeki yansımalarını okumaktır.

Arcade Fire’ın ‘The Suburbs’ üzerinde odaklandığı kurgu şarkı isimlerinden de anlaşılacağı üzere kentsel saçılma, banliyö kentleri, araba kültürü, terkedilmişlik ve çöküş etrafında şekillenir. Şarkı sözleri tam da Heidegger’in ‘dasein (orada olmak)’ kavramıyla açıklamaya çalıştığı biçimde, orada yaşamış birinin gözünden, orada büyürken deneyimlenen yer’i aktarır. Bu süreçte sık sık ‘suburb’te yaşamın iki uçta seyrederek nostalji ve melankolinin ağır bastığı bir anıdan, uyarı niteliğindeki bir hikâyeye dönüştüğü gözlemlenebilir. Albümdeki kurgu önce ‘suburb’ altın çağını yaşarken hafızada yer etmiş mekânlarını canlandırır; geçirdiği dönüşümün yıkıcılığına vurgu yapar ve çöküş sonrası terkedilişin sakilliğini yansıtır.

Bu kurgunun ilk etabı çocukluğun kaçamak ve özgürleştirici anılarının mekânsal düzlemi “The Suburbs” parçasında “We’re still screaming and running through the yard, Grab your mothers keys we’re leaving”[1] sözlerinden çıkarılabilir. Öte yandan ‘suburb’ olgusunun mekânsal oluşumundaki en temel problem olan şehrin sosyal ve fiziksel bölünmüşlüğü ve parçalanmışlığı, “That one day we’d be fighting, In the suburban war, Your part of town against mine, I saw you standing on the opposite shore”[2] sözleriyle belki de bir çocuk oyununun kurgusunu oluşturabilecek nitelikte ortaya çıkar. “All of the walls that they built in the seventies finally fall, Meant nothing at all[3] sözleriyle şehirciliğin özünde var olan mekânın değişimi ve dönüşümünün vurgusu suburb çöküşü üzerinde yakalanabilir olmakla birlikte gelecek için bir uyarı niteliği taşır. Bu devingen durum içerisinde bireyin değişimden korkusu ve bugünü kayıt altına alma arzusu, parçanın “So can you understand, Why I want a daughter while I am still young, I want to hold her hand, Show her some beauty, Before this damage is done” [4] bölümü üzerinden okunabilir. Yine kentlerdeki değişim vurgusu, “Suburban War” adlı parçada “This towns so strange they built it to change, And while we sleep we know the streets get rearranged” [5] sözleriyle aktarılır. Buna ek olarak değişimin insan yaşamı üzerindeki ezici üstünlüğü “But they started a war that we can’t win, They keep erasing all the streets we grew up in” [6]  ifadeleriyle pekiştirilir.

Sürdürülür olma potansiyeli şehircilik alanında başından beri sert bir şekilde sorgulanan ‘suburb’ yaşamının çöküş sonrası durumu da albümün “Sprawl I (Flatland)” ve “Sprawl II (Mountains Beyond Mountains)” parçalarında yer alır. Çarpıcı bir örnek oluşturan Detroit kentinin yakın tarihine hızlıca göz gezdirildiğinde görülen viraneliğin benzer biçimi “Took a drive into the sprawl, To find the places we used to play, It was the loneliest day of my life, You’re talking at me but I’m still far away” [7] sözleriyle çarpıcı biçimde yansıtılır. Bu melankolik tavrın diğer ucunda durumu sorgulayan ve eleştiren bir yaklaşımla sorulur; “Can we ever get away from the sprawl?, Living in the sprawl, Dead shopping malls rise like mountains beyond mountains, And there’s no end in sight, I need the darkness, someone please cut the lights” [8].

Arcade Fire “The Suburbs” albümünde kentleşme tarihinin çarpıcı olgularından ‘suburb’te yaşamın insancıl boyutunu melankoli ve nostaljiyle harmanlanmış çocukluk anıları üzerinden verirken, bugün geldiği durumda uçsuz bucaksız yayılan kentleri sorgulayan, fakat sistemin başarısızlıklarından doğan çöküşe yakınan bir kurguda ilerliyor. Nihayetinde bağımsız müzik, pek çok disiplin ve yaratıcı üretim alanından beslenen şehirciliğin, bu örnekte ‘suburb’ algısı ve deneyimi üzerine olduğu gibi daha pek çok olgunun anlaşılmasında beslenebileceği bir araç olarak karşımıza çıkıyor.

__________________________________________________________________

[1] “Hala bahçenin içinden bağırarak ve koşarak geçiyoruz, annenin anahtarlarını kap, gidiyoruz”
[2] “Bir gün savaşıyor olabiliriz, suburban savaşında, senin mahallen benimkine karşı, karşı tarafta durduğunu gördüm”
[3] “Yetmişlerde inşa edilen bütün duvarlar sonunda yıkıldı, hiçbir anlam ifade etmeden”
[4] “Şimdi anlıyor musun, hala gençken neden bir kız çocuğu istediğimi, Onun elini tutmak ve bu yıkım tamamlanmadan önce bu güzelliği göstermek istiyorum”
[5] “Tuhaf, kentleri değiştirmek üzere kuruyorlar, ve biliyoruz ki biz uyurken sokaklar yeniden düzenliyorlar”
[6] “Ama bizim kazanamayacağımız bir savaş başlattılar, içinde büyüdüğümüz bütün sokakları silip duruyorlar”
[7] “Uçsuz bucaksız gelişime doğru gezintiye çıktım, eskiden oynadığımız yerleri bulmak için, hayatımın en yalnız günüydü, sen benimle konuşuyorsun ama ben çok uzaklardayım”
[8] “Uçsuz bucaksız gelişimden kurtulabilecek miyiz, yayılmışlıkta yaşamak, ölü alışveriş merkezleri dağlar boyunca yükseliyor, ve görünürde sonu yok, karanlığa ihtiyacım var, biri lütfen ışıkları söndürebilir mi?”

YAZI Irmak Yavuz /TEDÜ (Ar. Gör.)
irmak.yavuz@tedu.edu.tr

 

0