AVM’lerde “Sokak” Konsepti

Kentsel yenilenme başlığı altında bireylerin mağduriyetini “evsizleşme” olarak tanımlamış, kentsel dönüşüm projelerinin (nam-ı diğer TOKİ) bireyleri aidiyetlik duygusu hissedemedikleri mekânlarda yaşamaya zorladıklarından yakınmıştım. Bu sürecin kente yansıması ise kent mekânlarının kamusal değerinden yoksun üretilmesi, hatta üretilememesidir. Kentsel mekânların kılcal damarları olan “sokak” bu sürecin içinde tanımlanamamakta, kamusallığın topluma vaat ettiği mekânsal değerlerden çok uzakta kalan bir biçimde somutlaşmaktadır.

 

<<Çevre kavramını insanın özü veya kendi bedeni dışındaki her şey olarak özetlersek, kamusal çevreye insanın çevresinin kamuyla kesiştiği ilk alan diyebiliriz. Buna göre sokak; öznel mekânımızdan kafamızı çıkartıp kente ve kentliye karıştığımız, soluklanmak için kendimizi şöyle bir dışarı attığımızda içine düştüğümüz, bazen mahalleliyle durup konuştuğumuz bir karşılaşma ya da adının tam anlamıyla “kentli olma” mekânıdır (Özcan, 2017, para.1).>> Bu tanımdaki mahalleli ifadesini açarak, “aynı kentte yaşayan insanlar” olarak değiştirebilir farklı mahallelilerinde bir araya geldiği, iletişim kurduğu ve sosyalleştiği kent mekânları olarak sokak tanımını yineleyebiliriz. Bu bağlamda sokak, kentin modernleşmeye çalıştığı şu süreçte dönüşüme dâhil edilmeye çalışılan kentsel elemanlardan biridir.

Tüketim eyleminin başrolde olduğu AVMler, söylenildiği gibi kentsel mekânlar değil, tüketim mekânları sunmaktadır. Kent yaşamının sokaktan ve kent kültüründen kopuşu AVMlerin sayısının artmasıyla herkes tarafından fark edilir olmuştur. Bu farkındalığa varıldığında geç olmuş, kentli için kent pratikleri; AVM’ye gitmek ve AVM içinde sunulan etkinliklere katılım göstermek olarak normalleşmiştir. Kent içinde farklı ekonomik ve kültürel parçalarda yaşayan insanlar olduğunu düşünürsek, AVMlerin toplum içinde kabul gördüğünü söylemek çok doğru olur. Ancak bu kabulleniş, kentin sosyal ve kültürel mekânlardan yana yoksunluğundan sebep gelmektedir.

AVMlerin çıkış noktası tüketim ihtiyacı, yani ekonomidir ve bu iki kavram da mimariden bir hayli ayrı durmaktadır. Bir diğer ifadeyle mimarlık içinde bulunduğu durum içerisinde kendisine çözüm için başvurulduğunda AVMleri üretmeye zorunlu kalmıştır. Ancak şüphesizdir ki Türkiye, AVM sayısında doyum noktasına ulaşmıştır.

Günümüzde alışveriş merkezleri kent kimliğinin bir parçası haline gelmektedir ve mimarlar da bu durumu pratikte reddedememekte ve ofisler, farklı girdi ve çıktıları içeren AVM projeleri üretmektedir. Elbette projelerdeki kamusallık anlamında mimarın iyileştirme çabaları yadsınamaz. AVMlerde yeni yeni görmeye başladığımız sokak konsepti de şüphesiz bu çabayı taşımaktadır. Ankara’da Armada’nın büyütülme projesiyle beraber gelen Hayat Sokağı en yakın olduğumuz örnektir. Mimarının konser ve farklı sosyal aktiviteler için kamusal bir mekân olarak tanımladığı Hayat Sokağı, Armada 1 ve Armada 2 binalarının zemin katları arasında kalan ve çizgiselliği sebebiyle sokak olarak adlandırılması muhtemel olan bir mekândır. Armada 1 ve Armada 2’nin bu kottaki mekânları, bu ara mekâna giriş veren kafelere dönüşmüştür. Ancak kamusallık, sokak kotunda da tüketimin önüne geçememiştir.

‘Sokak Konsepti’nin uygulandığı bir diğer örnek de İstanbul’da yaşam ve gastronomi merkezi olarak kurgulanan WaterGarden’in Nostalji Sokağı’dır. Bir dizi restoranı içinde barındıran Nostalji Sokağı da AVM tipolojisinde yeme içme mekânlarının kurgusuna yeni bir varyasyon getirmiş, ‘sokak’ kavramı mekânsal ve kamusal girdilerinden çok uzak, ancak konsept olarak uygulanabilmiştir.

Kentlilerin kent içindeki mekân pratikleri ne yazık ki AVMlerin sunduklarıyla sınırlı kalmaktadır. Kent mekânlarının kentlileri beslemekte yetersiz kalması ve bu beslemenin AVM furyasıyla tamamlanmaya çalışması, kentin sosyal ve kültürel kimliğini zayıflatmaktadır. Kentsel dönüşüm projeleriyle, yeni planlamalarla ve değişen kent nüfusuyla var olan kamusal kent mekânların iyileştirilmesi ve gerek yenilerinin üretilmesi kaçınılmazdır. Buna kolay yoldan çözüm olarak AVMlerin inşa edilmesi düşünülmüş ve bu yolla en çok da tüketim eylemine fayda sağlanmıştır. Sorunun en güncel haline verilen çözümlerden biri ise AVM tipolojisinde kentsel elemanlara yer vermek olmuştur. Ancak bu çözüm pratiğe geçirildiğinde, bu kentsel elemanların mekânsal karşılığını bulamadığı, sonuç ürününde görülmektedir.

YAZI İpek Deniz Alpdoğan/TEDÜ
ideniz.alpdogan@tedu.edu.tr

GÖRSEL Begüm Sarı /TEDÜ
begum.sari@tedu.edu.tr

Kaynaklar

Özcan, Ö.(2017). Bir Karşılaşma Mekânı Olarak “Sokak”. 21 Ocak 2018 tarihinde http://thevoidmag.com/mimar/bir-karsilasma-mekani-olarak-sokak/ adresinden erişildi.

Okumalar

http://www.arkitera.com/proje/1645/armada-buyume-projesi

http://www.spo.org.tr/resimler/ekler/57a2f557b098c43_ek.pdf

0