ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, yokluğun ve imkânsızlıkların çevrelediği, bozkırın ortasında bulunan başkent Ankara, bir çiftliğin kurulması fikri ile yeniden dirilmeye başlamıştır. Çorak bir arazinin şehre ve insanlara hayat veren, tarımsal, hayvansal ve bunlar üzerinden endüstriyel üretime olanak sağlayan, kentin dönüşümü, gelişimi ve planlamasında birçok potansiyel sunan bir sisteme dönüşümü söz konusudur. Peki, başta Ankara olmak üzere, Türkiye’nin en önemli değerlerinden biri olan Atatürk Orman Çiftliği bu dönüşüm sürecinde kente nasıl kazandırıldı, nelere olanak sağladı; günümüzde ise ne kadar savunmasız bırakıldı?

Atatürk Orman Çiftliği, imkânsızlıktan yaratılan imkânlar, umutsuzluklar arasından doğan ümit,  bilim ve tekniğe dayanan temelleri ile bir “özgürleşme hareketi” olarak vurgulanır. Üretimin, üreticinin, köylünün, kentlinin ve şehrin özgürleştirilmesi… Önyargıların kırıldığı bir dönüşüm projesi ve aynı zamanda bir kalkınma modeli olmuştur. Tarımdaki üretimin dönüşümü, en önemli basamak olan üreticinin eğitimi ve modern tarım tekniklerine geçilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada, çeşitli atölyelerin, kurs alanlarının ve ardından Köy Enstitülerinin kurulmuş olması da büyük bir katkıdır. Böylece, kırsal alanın kalkınması, yaşanılan koşulların geliştirilmesi ve verimli hale getirilip hem bölge hem de ülke genelinde fayda sağlayacak bir tasarıya dönüşmesi sağlanmıştır. Bu noktada şuna değinebilirim ki, bir topluma kendi yaşam alanını tasarlayıp zenginleştirebilme yeteneğinin kazandırılmış olması, o toplumu daha medeni, bağımsız ve özgür bir benliğe büründürür.

Kentsel yaşam açısından ele alacak olursak, çiftliğin kurulması, tarımı ve üreticiyi dönüştürmenin ötesinde, genellikle birçoğumuzun aklına gelmeyen fakat en önemli noktalardan biri olan toplumsallaşma ve beraberinde gelen çağdaş yaşam biçimine ulaşmada bir toprak reformu olarak düşünülebilir. En can alıcı kısım ise, bu toplumsal düzen oluşturulurken, temelde bir ve bütün olma fikrinin var oluşudur. Esas olan, çiftliğin kent ile bütünleşmesi, yani kır ile kent bütünlüğünün sağlanmasıdır. Arazi bir bütün olarak ele alınıp, modern yaşam çevrelerinin oluşturulması ile kente katılması sağlanarak yeniden yaratılmıştır. İçerisinde çağdaş yaşamın şekillendirdiği toplumsal mekânlar: köşk, park, bahçe vb. gibi, köylü ile kentliyi bir araya getirerek bu bütünlüğün oluşmasına ortam hazırlamıştır. Bu da, kent ve çevre planlamasının sistematik bir şekilde kurgulanmasında etkili olmuştur. Ancak, bu sistematik ve bütüncül yapı zaman içerisinde hedef haline getirilerek, kaybolan bir değere dönüşmüştür.

Geçmişten günümüze Atatürk Orman Çiftliği, gelişimi ve dönüşümü sırasında çeşitli müdahaleler ile bir takım değerlerini kaybetmiştir. Kültür merkezine dönüştürülmesi, ulaşım gereksinimleri için kullanımı gibi temellere dayandırılarak parçalanma sürecine itilmiştir. Koruma amacıyla imara açılmasını onaylayan kanunlar ile de tamamen savunmasız bırakılmıştır. Kentsel dönüşüm ve gelişim tanımlaması altında çiftlik arazisinin adım adım parçalanmasına ve tarımsal işlevini yitirmesine ortam hazırlanmıştır. Öte yandan, şehir bu denli açık ve yeşil alana ihtiyaç duyarken, araziden parça parça alınan alanlarda ısrarla kapalı mekânların inşasına devam edilmesi söz konusudur. Aynı zamanda, içerisinden geçirilen yollar ve baştan sona uzanan bulvarlar ile çiftlik, mekânsal bütünlüğü yok edilerek aslından çok daha farklı bir duruma getirilmiştir. Halkın özgürce faydalanabileceği bir mekânken, zamanla halka kapalı hale gelmeye başlamıştır. Yani gündelik yaşamdan koparılan, içerisindeki yollardan hızla geçerken farkına bile varamayacağınız bir yer olarak kalmıştır.

Geçmişte, üretimde bir devrim yaratan, kent ile kırsal bütünlüğü sağlayan, Ankara’da bir merkez ve sembol haline gelen bu tarihi değer, farklı kent, çiftlik ve tarım merkezlerine de örnek olmuştur. Üretime yabancılaşmayan ve onu yaşamın bir parçası yapan kent kültürünün yaratılmasını sağlamıştır. Günümüzde ise, ürettikleri, değerleri, kültürü, oluşturduğu toplumsal düzeni ile olabildiğince korunması gerekirken, çeşitli müdahaleler ile bütünlüğü ve sürekliliği yitirilmiş bir değer haline getirilmiştir.

 

YAZI Ayça Sarıbay/TEDÜ
ayca.saribay@tedu.edu.tr

GÖRSEL  Cemre Gül Kaya/TEDÜ
cgul.kaya@tedu.edu.tr

 

 

#özgürleşmehareketi   #kalkınmamodeli   #kentseldönüşüm  #toplumsallaşma   #kentkültürü

#kaybolandeğer

 

 

Kaynakça

http://aocarastirmalari.arch.metu.edu.tr/files/2014/07/AO%C3%87N%C4%B0N-D%C3%96N%C3%9C%C5%9E%C3%9CM-S%C3%9CREC%C4%B0-VE-NEDENLER%C4%B0.pdf

http://aocarastirmalari.arch.metu.edu.tr/files/2014/06/AOC_Keskinok_Mimarlik.pdf

http://aocarastirmalari.arch.metu.edu.tr/devrim-tarim-modernlesme-2/

 

 

0