ARTER | Dolaplıdere

2010-2018 yılları arasında İstiklal Caddesi’nde bulunan Arter, 2019 Eylül ayından itibaren yeni yerinde ve yeni binasıyla hizmete başladı. İngiltere merkezli Grimshaw Mimarlık’ın tasarladığı Arter, yalnızca basit bir sergi merkezi olmaktan çok atölyeleri (hem çocuklar hem de yetişkinler için), konferans salonları, kendi yayınlarıyla beraber yabancı yayınları da bulunduran bir kütüphanesi, kitabevi ve kafesi bulunan, kısacası çok yönlü bir bina. Arter bu yeni binasıyla beraber, herkesin ulaşabileceği geniş bir program yelpazesine ev sahibi olmayı amaçlamış.

Grimshaw Architects’ten Kirsten Lees, Arter’i şöyle tanımlamıştır: “İzleyicinin bakış açısına göre sürekli değişkenlik gösterebilen, çok katmanlı, iç içe geçmiş, disiplinler arası bir kamusal yapı. Müzenin zengin programı ise çeşitli sanat dalları arasında yeni sinerjilerin geliştirilmesi ve yaşatılmasının yanı sıra çağdaş sanatla fiziksel ve entelektüel ilişkilendirmelerin yapılması için yeni bir odak noktası olacaktır.” Bu bakış açısıyla anlaşılıyor ki Arter, ülkemizin sanat hayatına önemli bir katkı sağlayacak.

Mimari Tasarım 1 dersinin ön jürisinden iki gün önce gittiğim bu mekan, çevresinden hemen sıyrılıyordu. Cephe tasarımıyla hemen ilgimi çekmişti ve içeri girdiğimde de ilk gördüğüm şey duvara asılmış objelerdi. Barış Doğrusöz tarafından yapılan bu atölyede, sergilerde anlatılan veya sergilerde görülen eserler incelendikten sonra farklı malzemelerden farklı ebat veya şekillere sahip nesneler tasarlanmıştı.

Yine de en akılda kalıcı olanı, basit bir soruydu. Gündelik hayatımızda birçok kez sorduğumuz basit bir soru.

Saat Kaç?

İçinde bulunan diğer sergilerin yanı sıra en beğendiğim bu olmuştu. Saat Kaç? tek bir üründen ziyade, o konuya dair pek çok objenin sergilendiği bir sergiydi. Koleksiyonun ana temaları olan zaman, mekan ve bellek sergilenen yapıtlar sayesinde daha somut bir hal almıştı. Gündelik yaşamı odak alması, bizlerin okula giderken, çalışan insanların işlerine giderken görebileceği nesnelerin kullanılıyor olması ise bu sergiyi benim için daha anlamlı kılmıştı. Her ne kadar farklı kavramlar ve bunlarla ilgili farklı nesneler sergileniyor olsa da aralarında bulunan görsel bağlantı sayesinde tanımlar daha iyi yerine oturuyordu.

Sergi yalnızca üç boyutlu maketlerle tanımlanmak yerine çeşitli fotoğraflar ve resimlerle de zenginleştirilmişti. Serginin ana konusu olan bu üç kavram anlatılırken, dikenli tellerle çevrili bir alan içinde bulunan bir bekçi kulübesi ve onun içindeki radyodan gelen eski tarz müzikten tutun da kartpostal boyutlarında duran resimlere kadar birçok farklı obje kullanılmıştı. Kullanılan her bir obje, bizleri farklı bir zaman dilimine gönderiyordu. Sergi, bizi her bir nesnesiyle beraber düşünmeye itiyordu şimdi saat kaç diye.

Peki Void okuyucusu, senin için saat kaç?

YAZI Mine Gülsün Kahveci / TEDÜ
mgulsun.kahveci@tedu.edu.tr

GÖRSEL Beyda Ayık / TEDÜ
beyda.ayik@tedu.edu.tr

0