Ankara’ya


Neden yazamıyorum,
Ankara’ya?

Heyecandan mı? Korkudan mı?
Ya da acaba kendi yoksunluklarımdan mı?

Ankapark yerine Gençlik Parkı’nın dönme dolabını tanıyan ve o dönme dolabın çemberine takılmış camiyi yok sayan bir kalemden ne beklenir ki?
Belki de unutamıyordur tren kazasında parçalanan istasyona yama niyetine asılan siyasi parti bayraklarını. Ya da belki de görüp sadece kafasını çevirdiği içindir surat asıklığı.

Sen hiç değişmedin Ankara. Bizdik seni görmeyen. Hep yakındık “Ankara ne hale geldi böyle!” diye ama hiç sormadık,
“Biz ne yaptık öyle?”
Karalara büründün, sustun. Konuşsan da ağzından çıkacak kelimelerden korktun. Haklıydın Ankara. Bizdik seni dinlemeyen.

Emsaller kadar sevmiyoruz seni. Ne vardı altmış üçüncü kattaki bir metrekarelik balkonumuzda? Yedi artı birlere sığdıramadığımız egolarımız imara açılan AOÇ’ye sığar mıydı?

Bahar geldi ve bir umut sardı hepimizi. Değişir miyiz, değiştirebilir miyiz? Peki, değişirsek kendimizi affettirebilir miyiz?
Affet bizi Ankara. Akşam üstü, gölgen uzarken.

YAZI Melis Acar/TEDÜ
melis.acar@tedu.edu.tr

GÖRSEL Melis Acar/TEDÜ
melis.acar@tedu.edu.tr

GÖRSEL Durmuş Bayram
@everyday_ankara

0