Başkent Geceleri: CYBERPUNK ANKARA

Ankara’nın renkli, ışıklı, hatta cıvıl cıvıl denebilecek bir gece hayatına sahip olduğuna hepimiz aşinayız. Bu gece hayatı, bir bilimkurgu alt akımı olan Cyberpunk ile bazı yönlerden bağdaştırılabilir. Yazımda da sizlere bu yönlerden bahsedeceğim fakat öncelikli olarak bilmemiz gereken bir konu var: Cyberpunk nedir, ne değildir? Açıkçası bu yazıyı yazmadan önce Cyberpunk hakkında bildiklerim; izlediğim filmlerin, okuduğum romanların ve oynadığım oyunların ötesine geçmiyordu. Birçoğunuzun da benimle aynı durumda olduğuna eminim. Kısa bir araştırmayla İngilizce veya Türkçe olarak Cyberpunk’ın anlamına bakınca karşınıza şöyle bir şey çıkıyor: “yüksek teknoloji, düşük yaşam”. Biraz daha açıklamak gerekirse; “teknolojinin çok ilerlediği fakat hayat standartlarının çok düşük olduğu bir dünya” olarak tanımlanabilir. Bu açıklamaya göre Cyberpunk ile Ankara’yı kıyaslamak pek mümkün değil. Bunun nedeni ise Ankara’nın yüksek ışık oranına ve neon renklere sahip olmasına rağmen teknolojisinin yeteri kadar gelişmiş olmaması. Fakat Cyberpunk’ın görünüşüne baktığımızda Ankara’yla alakası olduğunu da inkâr edemeyiz.

Cyberpunk deyince aklınıza öyle Blade Runner 2049, Matrix falan gelmesin. Bağlamımız Ankara olduğu için standartları çok da yüksek tutmamak lazım. Cyberpunk yazıp internette gezindiğinizde karşınıza neon renkler, ışıklı binalar, uçan kaçan şeyler, parlak kıyafetli insanlar çıkıyor. Bu bağlamda Ankara’yı ele aldığımızda Maltepe, Tandoğan, Cebeci ve Çankırı Caddesi gibi yerlerin geceleri Cyberpunk akımını en iyi yansıtan yerler olduğunu söyleyebiliriz. Belki biliyorsunuzdur; bunlar Ankara’nın pavyon semtleri. Yani konumuz pavyonlar. Pavyonlar çok farklı ışıklara sahip yerler. Hatta “pavyon” kelimesi halk arasında bir nevi renkleri tanımlayan sıfat görevine sahip. Örnek vermek gerekirse; pavyon moru, pavyon sarısı, pavyon mavisi… Bu sıfatlarla anlatılmak istenen; o rengin Ankara dilinde “cafcaflı”, normal tabirinde ise “neon” olmasıdır. Bence pavyonlar düşük hayat standartlarına ve fazla gelişmemiş teknolojiye sahipler ve bu düşük teknoloji sayesinde kullanılan bütün renkler ve ışıklar çok abartılı olmasının yanında garip bir şekilde Cyberpunk renk paletiyle oldukça uyumlu. Ayrıca bahsetmeden geçemeyeceğim, bu pavyon bölgelerinde yazılı olmayan bir “dress code” kuralı var ve müşterisinden işletmecisine, kadın erkek fark etmeksizin bu kurala uyuyorlar. Erkekler için parlak takım elbise, kadınlar içinse abartılı gece makyajı, abiyeler, parıltılı takılar… Bu kıyafetler genellikle çok renkli, dikkat çekici veya dağıtıcı şekilde bu siber görünüşün düşük bütçeli halini temsil ediyorlar. Bana göre, erkeklerin giydiği sıradan renklerin, örneğin gri, parlatılmasıyla oluşan ve bundan ortaya çıkan parlak takım elbiseler, insanlara aynı zamanda siber bir kişilik bahşediyor. Diğer bir yandan, köftecileri, kokoreççileri ve çorbacıları da pavyonların yanında saymazsak olmaz. Çukurambar, Bilkent ve Beytepe gibi semtlere baktığımızda da aynı ışıklı gece hayatını görebiliyoruz. Bir Ankaralı olarak, gece vakti Konya yolundan geçerken bütün bu semtlerde bulunan uzun gökdelen yavrularının ve renkli plazaların Cyberpunk dünyasına ait hissediyorum. 

Belki Ankara’mın havada uçan uzay araçları falan yok ama içi neon LED ışıklarla bir titizlik çerçevesinde döşenmiş çok nezih sarı taksileri var. Bu taksiler hareket halindeyken de hareketsiz beklerken de Ankara’ya ayrı bir hava katıyor. Seyir halindeki ışıklı bir taksi, o geceye ışıklarıyla bir “motion-blur” efekti katarken, hareketsiz şekilde bekleyen bir taksi ise çevreye yaydığı gece radyosu sesi ve neon loş ışıkların etkisi ile heyecan, bekleyiş ve arayış katıyor. Cyberpunk ile bağdaştırdığım diğer yerler ise otobüs durakları. Aslında bunun nedeni o otobüslerin güzergâh ve numaralarını gösteren LED ekranlar, bana göre bunlar geceye siber bir hava katıyorlar. Bir otobüs durağında beklerken insanın gözü bu ekranlara odaklanıyor ve her gelen otobüsün ekranını “Acaba bu gelen otobüs benim mi?… Ha, değilmiş” diyerek inceleyip kendimizle polemiğe giriyoruz. Kısacası, Ankara’nın gecesi başladığında o memur kenti, o gri şehir renkli bir hava alıyor ve bu ışıklı mekanlar ile mekan görevi gören yerler sokaklara renk katıyorlar. Bu ışıklar altında ve bu ışıklara bakan yüzlerce insanla beraber kimimiz gece hayatına yeni başlamak kimimizde gece hayatını sonlandırmak için bekliyoruz.

Ankara’nın bir de gri havası ve memurlarla dolu gündüzleri var tabii. Onlar da bir başka güzel fakat bu yazımda sizlere geceleri renkli bir hale bürünen gri Ankara havasından ve bir geceliğine farklı insanlar olan memurlarından bahsettim. Belki bir sonraki yazımda gündüzleri o metro şehri dediğimiz Ankara’yı diesel punk akımı yönünden kendimce anlatırım. Kim bilir?

 

YAZI & GÖRSEL Kutay Kaynak / TEDÜ
kutay.kaynak@tedu.edu.tr

 

0